(4342 S. K. m. 4)
Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.10.1995 gününde verilen dilekçe ile meraya vaki elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.1.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, meraya vaki elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme isteğine ilişkindir. Mahkemece, taşınmazın davalıya tarla vasıflı olarak verildiği, meradan sökülmesi ile ilgisi bulunmadığı, bu nedenle davalıdan eski hale getirme bedeli istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı, Kadastro Mahkemesince mera olarak sınırlandırılmasından sonra taşınmazı terk ettiğini, başkalarına kiraya vermediğini savunmakta ise de 6.12.1995 tarihli celsede taşınmazı babası Mevlüt'den devraldığını, kendisine ait olduğunu, yine 15.8.1995 tarihli idari tahkikat tutanağında taşınmazı kiraya verdiğini belirttiğine göre dava konusu taşınmaza müdahalesinin gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Hazine vekilinin men-i müdahale talebinin reddine yönelik temyiz itirazları bu nedenle yerindedir.
Hazine vekili, taşınmazın ıslahı ile eski hale getirilmesi için tazminat da istemiştir. Çekişmeli taşınmazın mera olduğu sabittir. Mahallinde yapılan keşif sonucunda tarla haline getirilerek vasfının bozulduğu belirlenmiştir. O halde hukuki nitelikleri itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan meralar için asıl mülkiyet hakkına sahip olan Hazine'nin eski hale getirme tazminatı isteyebileceğinin kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden, aksine bazı düşüncelerle tazminat isteğinin de reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy