(1086 S. K. m. 45)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 18.5.2001 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen 17.10.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Beyamil O. dava konusu taşınmazlarda hissedar olan Celil'in adının hatalı yazıldığını, Zekiye'nin ise baba adının yazılmadığını belirterek nüfus kayıtlarına göre düzeltilmesi istemini 18.5.2001 tarihli dilekçe ile talep etmiş, aynı tarihte harcı yatırmış ve bu dava mahkeme esas defterinin 2001/607 esasına kaydedilmiştir. Anılan davacının açtığı dava için tensip yapılmış ve davalı idareye dava dilekçesi tebliğ edilmiştir.
Karar başlığında davacı olarak gösterilen Metin D. ise, aynı taşınmazlarda hissedar olan murisi Cemile'nin tapuda hatalı yazılan adının nüfus kaydına göre düzeltilmesini 18.5.2001 tarihli dilekçesiyle istemiş, harcını yatırarak davayı açmıştır. Ancak bu dava dilekçesi mahkeme esas defterine kaydedilmemiş, davacı Beyamil O.'ın açtığı davanın dosyasına eklenmiştir. Duruşma da durumun farkedilmesi üzerine mahkemece bu husus zapta geçirilmiş, davalı vekilinin her iki isteminde aynı taşınmazlara yönelik olması nedeniyle birlikte görülmesi gerektiği şeklinde beyanını da alarak, yargılamaya devam etmiş ve ayrı ayrı açılan iki dava hakkında 2001/607 esas sayılı dava dosyası üzerinden hüküm kurmuştur. Ancak Metin D.'ın dava dilekçesi davalı idareye tebliğ edilmediği gibi anılan davacıya duruşma günüde bildirilmediğinden yargılamaya katılmamıştır.
Karar başlığında davacı olarak gösterilen Metin D. ve Beyamil O. ayrı ayrı harcını yatırarak dava açmışlardır. Her iki dava birbirinden bağımsızdır. İkisinin de mahkeme esas defterine ayrı ayrı kaydedilmeleri gerekir. Bu işlemden sonra eğer bu iki dava arasında H.U.M.K.nun 45/III.maddesinde belirtildiği şekilde bir bağlantı bulunması halinde yargılamanın her safhasında talep üzerine veya resen mahkemece birleştirme kararı verilebilir. O zaman birbirinden bağımsız iki davanın birlikte görülmesi ve sonuca bağlanması mümkündür. Başka bir ifadeyle, ayrı ayrı açılan iki davanın birlikte görülmesi için mahkemece verilen bir birleştirme kararı yoksa, iki ayrı davanın somut olayda olduğu şekilde birlikte görülerek sonuca bağlanması usul hükümlerine aykırıdır.
Ayrıca, tapuda ad ve soyadlarının düzeltilmesi istenen malikler ile düzeltme isteyen davacılar arasındaki bağlantı tespit edilerek, davacıların dava açma haklarının olup olmadığı belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 28.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy