(818 S. K. m. 162, 355)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.3.1998 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.12.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, eser sözleşmesi gereği yüklenici tarafından yapılmakta olan binada yükleniciye düşen dava konusu bağımsız bölümün satış sözleşmesi ile satılmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkeme, hükümde belirtilen bedelin davacı tarafından depo edilmesi şartı ile davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.
Kural olarak, yüklenici ve arsa sahibi kat karşılığı inşaat yapılması hususunda anlaştıklarında ve anlaşma kuralları yerine getirildiğinde, yüklenici kişisel hak kazanır. Bu kişisel hakkına dayanarak da arsa sahibinden edimi karşılığı kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetini isteyebilir. Ya da Borçlar Kanununun 162 ve onu izleyen maddeleri hükmünce yazılı olmak koşuluyla arsa sahibinin onayını almaya gerek görmeden söz konusu kişisel hakkını 3. kişiye temlik edebilir Yüklenici edimini yerine getirdiğinde 3. kişi yüklenici ve arsa sahibine karşı temellük ettiği kişisel hakkını ileri sürebilme olanağına sahiptir. Davacı da bu kişisel hakkına dayanarak dava açmıştır.
Borçlar Kanunun 162. maddesi uyarınca yüklenicinin arsa sahibinden inşaat sözleşmesine göre edimine karşılık olarak verilecek daireleri 3. şahıslara temliki halinde, temlikin geçerli olabilmesi için binanın sözleşme uyarınca yapılması gerekir. Bu durumda mahkemece, yüklenicinin inşaat sözleşmesinden doğan edimlerini hangi oranda yerine getirdiğinin uzman bilirkişi aracılığı ile belirlenmesi yüklenici lehine tescil talep etme hakkı doğduğunun, yani yüklenicinin inşaat sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirdiğinin anlaşılması durumunda halefi olan davacı yararına tescil imkanı doğacağının düşünülmesi gerekir.
Eğer binada tespit edilecek fiziki gerçekleşme oranına göre, yüklenici edimlerinin tahammülü kabil pek cüzi bir kısmını yerine getirmemiş ve pek az kalan bu yapı noksanlıkları paraya dönüşebilecek boyutlarda ise, bu miktarı yüklenici adına ona halef olan kişinin ödemesi halinde de tescile karar verilebilir.
Eldeki davada, açıklandığı şekilde bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Dosya kapsamına ve toplanan delillere göre arsa sahipleri ile yüklenici arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye sekiz adet arsa sahiplerine ise altı adet bağımsız bölüm bırakılması kararlaştırılmıştır. Yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerden yedi tanesinin 3. kişilere satılarak tapularının verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu daire yükleniciye isabet eden ancak arsa sahibi adına kayıtlı son bağımsız bölümdür. Manisa Belediye Başkanlığı İmar İşleri Müdürlüğünün 23.10.1998 tarihli cevabi yazısında zeminde yer alan 13 ve 14 bağımsız bölüm numaralı işyerlerine ilişkin yapı kullanma izin belgesi verildiği, diğer bağımsız bölümlere ise, sözleşmede yer alan asansör tesisinin yapılıp çalışır vaziyete getirilmemesi nedeniyle iskan izni verilmediği belirtilmiştir. Şu duruma göre, arsa sahipleri ile yüklenici arasında düzenlenmiş, 30.9.1992 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 4, 5, 6, 8, 9, ve 12. maddelerindeki hükümler ile yukarıda açıklanan hususlar da göz önüne alınmak suretiyle, inceleme ve araştırma yapılıp, alınacak bilirkişi raporları aracılığı ile oluşacak duruma göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 12.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy