(4721 S. K. m. 724) (743 S. K. m. 650) (818 S. K. m. 61)
Dava: Davacılar vekilleri tarafından, davalı aleyhine 11.1.2001 ve 2.2.2001 gününde verilen dilekçeler ile alacak, tapu iptali ve tescil, meni müdahale istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; alacak isteğine yönelik dava konusunda karar verilmesine yer olmadığına, tapu iptali, tescil ve meni müdahale davasının kabulüne dair verilen 22.11.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 30.4.2002 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. Rasime Eşelioğlu ve Av. Figen Özal ile karşı taraf vekili Av. Ahmet Çolak geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili; dava konusu taşınmazın evvelce Arıkoğlu ailesi fertleri adına tapuda kayıtlı olduğunu, müvekkilinin o vaki taşınmaz üzerine fabrika kurduğunu, daha sonra taşınmazın kayıt maliklerince davalı şirkete satıldığını, yeni malik davalının bu şekilde sebepsiz zenginleşmiş olduğunu belirterek 574.000.000.000 Liranın yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini istemiştir.
Daha sonra yargılama devam ederken bir başka dosyada; fabrikanın kurulu bulunduğu 15.000 metrekarelik kesim için, Medeni Kanunun 650 nci maddesi uyarınca temliken tescil ve bu kısma vaki elatmanın önlenmesini istemiştir. Her iki dava birleştirilerek görülmüş, bu davalardan alacak davası taraf vekillerince atiye bırakılmıştır.
Mahkeme; atiye bırakılan alacak davası konusunda karar verilmesine yer olmadığına, tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar vermiş, hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Medeni Kanunun 650 nci maddesinin uygulanabilmesi için iki genel koşulun gerçekleşmesi zorunludur. Objektif unsur olarak da adlandırılan ilk koşula göre bina değerinin arsa değerinden açıkça fazla olması gerekir. Sübjektif unsur olarak adlandırılan ikinci koşula göre ise, bina sahibinin bunu inşa ettiği sırada iyiniyetli bulunması gerekir. Buradaki iyiniyetin sübjektif iyiniyet olduğu öğreti ve uygulamada tartışmasızdır.
Uyuşmazlığa konu olayda davacının önceki malikin kiracısı olduğu, 1.6.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile fabrikayı önceki malikten kiraladığı, kira bedelinin ödenmesinde temerrüde düşmesi üzerine aleyhine tahliye davası açıldığı, tahliye kararı uyarınca taşınmazdan çıkarıldığı, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izninin de önceki malik adına olduğu dosyaya sunulan kayıt ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Şu hali ile davacı binanın kendisine ait olduğunu kanıtlayamadığı gibi Medeni Kanunun 650 nci maddesinin aradığı anlamda iyiniyetli bulunduğunu da kanıtlayamamıştır.
Bunun yanı sıra Medeni Kanunun 650 nci maddesine dayanan temlik istekleri kişisel hak niteliğindedir. Bu nedenle, malzeme sahibinin, arsa malikine karşı haiz olduğu dava hakkı, bu konu üzerinde dava açılmadan ve karar alınmadan arsanın mülkiyetinin başkasına geçmesi halinde yeni malike karşı ileri sürülmez. Malzeme sahibi yeni malikten tazminat dahi isteyemez. Yeni malik davalıya karşı böyle bir isteğin ileri sürülebilmesi iktisabının muvazaaya dayalı olduğunun kanıtlanmasına bağlıdır ki; dosya içeriğine göre davalının iktisabının muvazaalı olduğu da ispatlanamamıştır.
Kaldı ki; önce sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak alacak istendikten sonra bundan dönülerek temliken tescil istenmesi de kabul edilemez.
Tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, ( 250.000.000 ) Lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 30.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy