(818 S. K. m. 22)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.2.1994 gününde verilen dilekçe ile satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.10.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalıların murisi Remzi Dinler'in 1.5.1990 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile maliki bulunduğu dava konusu taşınmazın kendilerine satışını vaad ettiğini, bedelin ödendiğini ve zilyetliğinde teslim edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı Muhsin Dinler, 26.3.1996 günlü celsede davayı kabul ettiğini beyan etmiş, davalı Mürvet Dinler davaya cevap vermemiş, davalı Mustafa Dinler ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hükmü davacılar vekili temyize getirmiştir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen ve resmi şekilde düzenlenmesi gereken sözleşmelerdir. Davanın dayanağı olan sözleşme de noterde düzenlenmiş, yasanın aradığı resmi şekil şartlarını taşıyan geçerli bir sözleşmedir. Davalı Mustafa önce tapu maliki olan babasının nizalı taşınmazı satmadığını, para da almadığını savunmuş, sonraki aşamalarda ise babasının alkolik olduğunu, okuma yazma ve imza atmayı dahi bilmediğini, noterdeki satış işlemi sırasında doktor raporu da alınmadığını, babası kandırılmak suretiyle sözleşmenin yapıldığını ileri sürmüş, mahkemece de murisin doğum tarihine göre sözleşme yapıldığı sırada 74 yaşında olduğu, davalı tanıklarının açık anlatımları ile alkolik olup okuma yazma bilmediği, sözleşme yapılırken doktor raporu alınmadığı, böylece sözleşmenin murisin hatası ile düzenlenmiş olduğunun anlaşılması nedeniyle geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin, satış vaadi sözleşmesi tarihindeki satıcının yaşına ilişkin tespiti doğru değildir. Satıcı muris Remzi Dinler nüfus kayıtlarına göre 1340 yılında doğmuştur. 1340 tarihi ise 1924 yılına tekabül eder ve sözleşme de 1990 yılında yapıldığına göre o tarihte 66 yaşındadır. Yine, mahkemenin kabulünün aksine noterin sözleşmenin taraflarından bu tür bir tasarrufa ehil olduklarına dair rapor istemesi kural değildir. Zira noterlerin sözleşme yapacak kişilerin nasii haline ilişkin tesbit yetkileri vardır. Noterin aksi bir durumdan şüphelendiği takdirde rapor istemesi gereklidir. Kaldı ki, dayanak satış vaadi sözleşmesinin 2. sahifesin de noterin bu yöndeki tesbitleri de açıkça yazılmıştır.
Davalı Mustafa, başlangıçta babasının satış yapmadığını ve bedel de almadığını savunmuş ise de, bu savunmalar resmi şekilde düzenlenmiş, satışın vaad edildiği ve bedelin de alındığının açıkça yazılmış olduğu senet metnine aykırıdır.
Satıcının alkolik olduğuna, okuma yazma ve imza atmayı bilmediğine ilişkin beyanda bulunan tanıklardan birisi, davalı Mustafa'nın annesi ve muris Remzi Dinler'in boşandığı ikinci eşi, diğer tanıklar da Mustafa'nın arkadaşları olup, beyanları senet metninde yer alan noterin tesbitine ve satıcı Remzi'nin sözleşme sonunda yer alan imzasına göre resmi belgeye aykırı düşmektedir.
Yasal ve adil bir çözüme ulaşılabilmesi için, davaya konu olayın özelliğinin bilinmesi ve yaşamın gerçeklerinin gözönünde bulundurulmasının gerekeceği kuşkusuzdur. Sözleşme tarihinde satıcı muris 66 yaşındadır. Noterin tespitine göre, bu işlemi yapmak için yasal yeteneğinin bulunduğu ve okuryazar da olduğu yazıldığı gibi sözleşme sonunda sözleşmede yazılı olanları okuyarak, gerçek istek, beyan ve arzularını tamamen kapsadığını beyan ve ikrar ile sözleşmeyi imzaladığı da anlaşılmaktadır. Satıcı Remzi Dinler, sözleşme yapıldıktan üç yıl sonra ölmüş ve bu süre içerisinde sözleşme yapılırken iradesini fesada uğratacak bir neden bulunduğu yönünde herhangi bir iddia da ileri sürmemiştir. Bununla birlikte böyle bir işlemi yapacak hukuki ehliyetinin bulunmadığına dair doktor raporu da dosyada yoktur ve davalılarca da buna ilişkin bir belge ibraz edilmemiştir.
O halde mahkemece, yasal şekilde düzenlenmiş geçerli bir satış vaadi sözleşmesi bulunduğu gözetilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, resmi senedin metnine aykırı ve yazılı hiçbir belgeye dayanmayan soyut tanık beyanlarına itibar ile yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde geri verilmesine, 12.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy