(818 S. K. m. 213)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.5.1993 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı cebri tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen 31.1.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma talebinin tebliğ gideri olmadığından reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesi uyarınca tapu iptali ve tescil istemidir.
Davacı dayanağı 5.4.1993 tarihli noterde davacı ile davalılar vekili Lütfi Teke arasında düzenlenen satış vaadi sözleşmesinde, satıcılar bilcümle murislerinden intikal eden Sazlıbosna köyündeki 328.796.1064, 1580, 1449, 1164, 913, 924, 1293, 1618, 792, 1023, 1463, 1841, 384, 407, 297, 5943, 1566, 813 ve 393 sayılı parsellerdeki miras hak ve hisselerinin tamamının satışını vaad etmişlerdir. Davacı bu sözleşmeye dayanarak, 328, 796, 1064, 1580, 1449, 1163, 913, 924, 1293, 1618, 792, 1023, 1463, 1841, 384, 407, 297, 5943, 1566, 813 ve 303 sayılı parsellerin tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir. Yargılama sırasında, 25.1.1994 tarihinde 303, 1064, 924, 1163, 1463, 1293, ve 1618 sayılı parseller 19.12.2000 tarihinde ise 913 ve 796 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasını atiye bıraktığını, 21.3.2000 tarihli celsede davalı Şevket Ç. hakkındaki davasından feragat ettiğini, 15.10.1993 tarihli celsede ise davalılar İsmail Y. ile Memnune Ö. hakkındaki davayı takip etmeyeceklerini ve müracaata bıraktıklarını beyan etmiş ve imzası alınmıştır. Davacı, davaya sadece davalı Murat yönünden devam etmiştir.
Mahkeme, davalı Şevket Ç. hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar Memnune Ö. ve İsmail Y. hakkındaki davanın ise takip edilmediğinden HUMK.nun 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, dava konusu 303, 1064, 924, 1163, 1463, 1293, 1618, 913 ve 796 sayılı parseller hakkındaki davanın davacı beyanına göre atiye bırakılmasına 297, 407, 384, 393, 813, 1566, 1841, 1580, 328 ve 1164 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın ise davalı Murat'ın müşterek malik olduğu hisseler yönünden kabulüne iştirak halinde malik olduğu hisseler yönünden ise dava açma koşulu oluşmadığından reddine karar vermiştir.
Hükmü taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkemece varılan takdire göre davacı yanın temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafın temyizine gelince;
5.4.1993 tarihli noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesinde, davalılara bilcümle murislerinden Sazlıbosna Köyünde intikalen gelen dava konusu taşınmazlardaki miras hak ve hisselerinin tamamının satışı vaad edilmiştir. Halbuki dosyada mevcut vekaletnameye göre; davalılar Lütfi T.'ye sadece murisleri dedelerinden gelen Sazlıbosna Köyündeki taşınmazlardaki miras hak ve hisselerinin satışı için yetki vermişlerdir. Ancak sözleşmede vekil bu yetkisini aşarak Murat'a babası Kazım'dan gelen taşınmazlardaki hisseler ile mera olarak tescil edilen 792, 1449 ve 1023 sayılı parsellerin satışını da vaad etmiştir. Dosyaya dayanılan satış vaadi sözleşmesinin aslı ya da noterden tasdikli sureti konulmamıştır. Davacının ibraz ettiği fotokopiye göre karar verilmiştir.
Dosyadaki mevcut delil durumuna göre;
Davacının dava dilekçesine eklediği satış vaadi sözleşmesi fotokopisinde satışı vaad edilen taşınmazlardan 393 sayılı parsel üzerinde düzeltme yapıldığı görülmektedir. Davalıların temyiz dilekçesine ekli olarak ibraz ettikleri fotokopide ise bu parsel 303 olarak yazılıdır. 5.4.1993 tarihli satış vaadi sözleşmesinin noterden tasdikli bir suretinin getirtilerek, satışı vaad edilen taşınmazların hangileri olduğu açıkça ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilmelidir. Bu hususun eksik bırakılması usule ve yasaya aykırıdır.
2- HUMK.nun 74. maddesine göre, hakim tarafların iddia ve savunmaları ile bağlıdır. Davacı dava dilekçesinde 303 ve 1163 sayılı parsellerin sözleşmeye göre adına tescilini istemesine rağmen, ibraz ettiği satış vaadi sözleşmesinde 303 ve 1163 sayılı parsellerin olmadığı 393 ve 1164 sayılı parsellerin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme ise satış vaadi sözleşmesini esas alarak 393 ve 1164 sayılı parseller hakkında kabul kararı vermiştir. HUMK.nun 74. maddesine aykırı olarak talebin dışında 393 ve 1164 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kabul kararı verilmesi de yasaya aykırılığı oluşturmuştur.
3- Satış vaadi sözleşmesinin dayanağı vekaletnameye göre; davalı Murat, sadece dedesi Mireteba oğlu Abdulhay'dan gelen miras hak ve hisselerinin satışı için Lütfi T.'ye yetki vermiştir. Dosyada mevcut tapu kayıtları ve dayanağı belgelere göre; 393, 1566, 1841,, 813, 407, 384, ve 297 sayılı parsellerde davalının dedesi Abdulhay'dan intikalen gelen miras hisseleri vardır. Haklarında kabul kararı verilen 1580, 328, ve 1164 parsel sayılı taşınmazların davalı Murat'a babası Kazım'dan kaldığı savunulmuştur. Vekaletname de, davalı Murat'ın babasından intikalen gelen taşınmazlardaki miras hak ve hisselerinin satışı konusunda bir yetki olmadığına göre bu taşınmazların tapuya dayanak belgeleri ve tüm tedavül kayıtları getirtilerek, davalıya babası Kazım'dan intikal eden yerler olduğunun saptanması halinde; bu yerler satış vaadi kapsamında olmadığından haklarındaki talebin reddine karar verilmesi gerekirken açıklanan biçimde araştırma yapılmadan eksik inceleme sonucu yazılı olduğu biçimde karar verilmesi de doğru değildir.
4- Yine haklarında kabul kararı verilen 393, 1566, 1841, 813, 384, 407 ve 297 sayılı parsellerde davalı Murat'a dedesi Abdülhay'dan intikalen gelen hisseler iştirak halindedirler ve iştirak halende sona ermemiştir. Ayrıca aynı parsellerde davalı Murat, davalı Memnune Ö.'ün hisselerini tapudan satın almıştır. Bu hisseler müşterek mülk halindedir. Mahkeme, iştirak halindeki hisseler yönünden iştirak çözülmediğinden ve ifa olanağı olmadığından ret kararı vermiş, ancak davalı Murat'ın Memnune Ö.'den satın aldığı müşterek mülkiyet halindeki hisseler yönünden davanın kabulüne karar vermiştir. Davacı, aynı yerler hakkında aynı sözleşmeye dayalı olarak Memnune Ö. hakkında da dava açmış ve yargılama sırasında bu davalı hakkındaki davayı takip etmeyeceğini bildirmiş, mahkeme de bu davalı hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Davalı Murat'ın Memnune Ö.'ten tapuda satın aldığı hisseler, sözleşmeye göre, davalı Murat'a Abdülhay'dan gelen hisselerden olmayıp sözleşme kapsamı dışındadır. Ve diğer davalı hakkındaki davayı da davacı takip etmediğine göre 297, 384, 393, 407, 813 ve 1566 parsel sayılı taşınmazlardaki davalı adına müşterek mülk olarak kayıtlı hisseler hakkında ret kararı verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul yasaya aykırı hükmün yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 4.2.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy