(818 S. K. m. 213, 355)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.3.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın iki daire için ayın isteği yönünden kabulüne, bir daire için bedel isteği yönünden kısmen kabulüne dair verilen 11.9.2001 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.5.2002 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av.Emin Şahin geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak isteğine ilişkindir.
Davalı satış vaadi borçlusunun arsa sahibi olduğu, dava dışı yüklenici ile 4.11.1998 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı, 17.12.1998 tarihli vekaletname ile de inşaat sözleşmesinde yükleniciye ayrılmış yerlerden olan üç adet daireyi satılabilmesi için yükleniciyi vekil tayin ettiği, vekil tayin edilen yüklenicinin de arsa sahibine vekaleten hareket etmek suretiyle bu üç daireyi düzenleme biçimindeki 17.12.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davacımıza sattığı, yüklenicinin işi temel safhasında bıraktığı, bunun üzerine arsa sahibinin inşaat sözleşmesini feshederek inşaatı tamamlama işini yeni bir müteahhide verdiği yeni yüklenicinin yaptırmış olduğu tespite dair raporda inşaatın temel safhasında bulunduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.
Şu halde davacı ilk yüklenicinin inşaat sözleşmesinden kaynaklanan haklarına halef olmaktadır. Halefiyet yoluyla arsa sahibinden tescil isteyebilmesi için yüklenicinin arsa sahibine karşı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmiş, tescile hak kazanmış olması gerekir. Oysa yüklenici temel safhasında inşaatı terk ederek bu edimlerini yerine getirmemiş, tescile hak kazanmamıştır. Bundan dolayı davacı için de tescil isteme hakkı doğmamıştır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 28.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy