(4721 S. K. m. 683) (743 S. K. m. 618)
Dava: Davacı temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 17.9.2001 gününde verilen dilekçe ile sınır tespiti ve müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 14.2.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı köy temsilcisi, taraflara ait köy sınırlarının 1951 yılında İl İdare Kurulu Kararı ile belirlendiğini sonradan iki köyü ayıran Sarıkaya sınırında uyuşmazlık doğduğunu, davalı köyün başka bir yeri Sarıkaya olarak adlandırmak suretiyle kendi sınırları içinde kalan alana müdahalede bulunduğunu ileri sürerek sınırın nereden geçtiğinin tespiti ve elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, İl İdare Kurulunun harita üzerinde sınırları belirlediğini, davacı köyün o bölgede bulunan ormanlık alanı sınırları içine alma isteğiyle sınırları genişletmek istediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, daha önce aynı köyler arasında aynı uyuşmazlıkla ilgili olarak İl İdare Kurulu kararı ile köy sınırlarının tespit edildiği, bu durumda izlenecek yolun İl İdare Kurulunca verilen karara karşı itirazların İdare Mahkemesince çözümlenmesi gerektiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Erzurum İdare Mahkemesi olduğunun tespitine karar vermiştir.
Davacı köy, Adli Yargı yerinde davanın görülmesi gerektiğini ileri sürerek hükmü bu nedenle temyize getirmiştir.
Davacı köy, ormanında çalışma bölgesinin tespitinde yararlı olacağı düşüncesi ile davalı köy ile arasındaki sınırın nereden geçtiğinin tespitini ve davalı köyün kendi sınırı içersinde kalan alana elatmasının önlenmesini istemiştir. İdarece önceden belirlenen sınırın nereden geçtiğinin arazide belirlenmesi ve elatmanın önlenmesi istendiğine göre Adliye Mahkemesi görevlidir. Bu nedenle davaya bakıp, delillere göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 8.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy