(4721 S. K. m. 717) (743 S. K. m. 643) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12.11.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davacılardan Ali T. yönünden davanın kabulüne, davacı Ahmet T. yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 24.1.2002 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21.5.2002 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili gelmedi, karşı taraftan davacı Ali T. vekili Av. Hilmi Çakıroğlu geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkeme; davacılardan Ali T. yönünden davanın kabulüne, davacı Ahmet T. yönünden ise davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5.2.1947 gün ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, inanç sözleşmesi, inanç gösterilene, bir hakkın kullanılmasında davranışlarını inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde açılacak davanın dinlenilmesi ve yazılı delille kanıtlanması olanağı vardır. Kanıtlanması halinde de mülkiyet davacıya ( gizli akide ) geçer ve tapu sicili bu yolda tashih edilir.
Somut olayda davacı taraf; inanç sözleşmesinin varlığına dair 10.2.2000 havale tarihli bir belge sunmuş ise de, davalı vekili bu belgenin fotokopiden ibaret bir belge olduğunu belirterek sunulan belgenin geçerli olmadığını savunmuştur. Davacı taraf ise belgenin fotokopi olmadığını, tarihinin eski olması ve ispirtolu kalemle yazılması nedeniyle fotokopi gibi göründüğünü ileri sürmüştür.
Bu durumda sözkonusu belge üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak asıl mı, yoksa fotokopi mi olduğunun belirlenmesi ve ispata elverişli ve taraflar açısından bağlayıcı olduğunun değerlendirilmesinden sonra ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan sonuca gidilmesi doğru bulunmamıştır.
Kabule göre de; taşınmazda gerçek hak sahiplerinin davacılar Ali T. ve Ahmet T. olduğu belgede belirtilmektedir. Bunlardan Ahmet T. yönünden dava atiye bırakıldığına sadece Ali T. yönünden davaya devam olunduğuna göre davalı adına olan tapunun bütünüyle iptali ile davacı Ali T. adına tesciline karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine 21.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy