(4721 S. K. m. 688, 693) (743 S. K. m. 623, 624/1)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.10.2000 gününde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne ecrimisil talebinin reddine dair verilen 10.4.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi tarafından davalılar vekili istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 16.10.2000 tarihli dilekçesi ile tapu kaydına dayanarak taşınmaz üzerindeki binadan davalı annesi, babası ve kardeşinin çıkartılmasını istemiştir.
Davalılar vekili, davalı Gülizar'ın dava konusu 4 sayılı parselde müşterek paydaş olduğunu, bu nedenle dava edilemeyeceğini ve ayrıca davalı Sabri tarafından 2001/126 sayılı dosya ile davacı aleyhine açılan tapu iptali ve davasının neticesinin beklenmesini isteyip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu tek katlı binanın davacının müşterek paydaş olduğu, 4 sayılı parsel üzerinde bulunduğu nedeni ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu bina içinde iki bölümü ayıran duvarın yıkılması suretiyle davacının binanın, batıya bakan kısmından da istifadesinin sağlanmasına karar verilmiştir.
Davalılar vekili hükmü temyiz etmiştir.
Dava tapuda müşterek mülkiyet şeklinde kayıtlı bulunan taşınmazın bir bölümü hakkında, paydaşlardan olan davacı tarafından diğer paydaş ve ona teban kullanan davalılar aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi isteğine ilişkindir.
Dava konusu binanın bulunduğu 4 sayılı parselde davacı ve davalı Gülizar dışında çok sayıda başka paydaşların da bulunduğu tapu kaydından anlaşılmaktadır. Müşterek mülkiyete konu olan ana taşınmaz yönünden tüm paydaşlarını bağlayan fiili bir kullanma biçiminin varlığı iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda müşterek mülkiyet esaslarına göre, yararlanmadan ( intifadan ) tümüyle men edilmeyen paydaşın diğer paydaş davalı Gülizar ve ona teban kullanan davalı anne ve babanın müdahalesini önleme yetkisi yasal olarak yoktur. Davacı paydaşın nizasız olarak kullandığı yerin payına tekabül edenden az olması sonuca etkili değildir. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde kısmen kabule dair verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 15.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy