(4721 S. K. m. 692, 693) (743 S. K. m. 625)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 8.10.2001 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.2.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, müşterek paydaşlar arasında taşınmazın bir kısmının kullanılmasından doğan elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, müdahalenin meni ve kal'e karar vermiş, hükmü davalı temyize getirmiştir.
Dava konusu 16 ada 6 parsel sayılı taşınmaz tapuda 250/376 payı davacı, 126/376 payı davalı adına müşterek mülkiyet olarak kayıtlıdır. Davacı, davalı ile yerlerinin zeminde ayrıldığı ve herbirinin kendi yerinde evlerinin bulunduğunu, evler arasındaki boşluğun kendisine ait iken davalının evinin sınırlarını genişleterek bu kısma müdahalede bulunduğunu ve evin damlalığını da kendi kısmına uzattığını belirterek davalının elatmasının önlenmesi ve duvarın yıkılmasını istemiştir. Fen bilirkişisi, davacı payına 250 metrekare düştüğü ve zeminde 244.20 metrekare yer kullandığını, davalı payına da 126 metrekare düştüğü ve zeminde 131.80 metrekare yer kullandığını, davalının iki katlı bina inşa etmek suretiyle dava konusu 5.80 metrekarelik kısmı da kullanımına aldığını, inşaat bilirkişisi; davalının parsel üzerindeki önceki meskeninin yıkarak 1998 yılında yeniden yaptığını, nizalı kısma tecavüzlü olan bu binanın yapı sistemine göre kısmi yıkılmasının mümkün olmadığını raporlarında belirtmişlerdir.
Paydaşlar arasında yapılmış bir taksim sözleşmesi bulunmamaktadır. Taraflar yararlandıkları yerleri ayırsalar bile payına dayalı olarak yekdiğerleri dava konusu kısmından yararlanmasını önleyemezler. Böyle bir davranış Medeni Kanunun 625. maddesi ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz. Müşterek mülkiyete tabi olan taşınmazlarda paydaşın elinde payı karşılığı çekişmesiz bir yer var ise, yerleşmiş uygulamaya göre çekişmenin şuyun izalesi davası ile kesin bir biçimde çözümlenmesi gerekir.
Buna göre tarafların taşınmazın her cüzünde yararlanma hakları bulunduğu göz önünde bulundurularak davacının payına yönelik elatmanın önlenmesi ve ayrıca davacının yararlanma alanına zarar verecek şekilde damlalığın uzatıldığı iddiasının Medeni Kanunun 625. ve paydaşlar arasındaki komşuluk hukuku münasebetlerine aykırı davranışın izalesi şeklinde kabulü ve mahallinde uzman bilirkişi vasıtası ile inceleme yapılarak davacı evine damlalıktan su akıtılarak bir zarar verilip verilmediği, rutubete neden olup olmadığı incelenerek bir karar verilmesi yerine davalının tasarruf hakkını kısıtlar şekilde zeminde yer belirterek bu kısma davalının elatmasının önlenmesine ve binanın yıkımına karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy