(4721 S. K. m. 683) (743 S. K. m. 618)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.4.2001 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespiti ve birleştirilen dosyada müdahalenin meni ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen 30.5.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-birleşen dosyanın davacısı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Gülçin U., babası Abuş E.'nun Hazine'ye ait taşınmaz üzerinde yaptığı gecekondunun üzerine tüm masrafların kendisi tarafından karşılanarak 2.katı yaptığını, ancak tahsis belgesinin, evin büyük erkek çocuğu olması nedeniyle kardeşi davalı adına alındığını, davalının bu belgeye dayanarak kendilerini evden çıkartmak istediğini belirterek nizalı 3 katlı binada 2.katın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı, evin tamamının kendisi tarafından yapıldığını, davacı ve babasının herhangi bir katkısı bulunmadığını, tapu tahsis belgesinin adına olduğunu savunarak davanın reddini istemiş ayrıca tahsis belgesine dayalı olarak haksız müdahalenin meni ve ecrimisil istemini içerir 2000/653-860 sayılı davayı açmıştır. Her iki dava, aralarındaki bağlantı nedeniyle birleştirilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkeme, mülkiyetin tespiti istemini içeren davanın kabulüne, müdahalenin meni ve ecrimisil talebinin reddine karar vermiş hükmü davalı-birleşen dosyanın davacısı Ömer Faruk E. temyize getirmiştir.
Dava türü olarak tespit davaları hakkında usul kanunumuzda bir düzenleme bulunmamakla birlikte, istisnai hallerde bu tür davaların da açılabileceği içtihatlarla kabul edilegelmiştir. Bu dava türünden amaç bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının belirlenmesidir. Ancak; bu belirlemenin yapılmış olmasının tek başına sonuç doğurabileceği hallerde bu tür davayı açmakta hukuki yararın varlığından söz edilir. Bu dava türünün tipik örneği ortaklar arasında ortaklığın giderilmesine konu olan taşınmaz üzerinde bulunan yapının, ortaklardan biri veya birkaçı tarafından yapılmış olduğunun tespiti davasıdır. Bu dava olumlu sonuçlandığında, ortak taşınmazın satışından elde edilen paranın ilgililere dağıtımı sırasında yapı bedeli o yapıyı yapmış olanlara, geri kalan para da hisseleri nispetinde ortaklara verilmek suretiyle ortaklık sona erdirilecektir. Burada tespit kararı başka bir karara gerek kalmaksızın sonuç doğurmaktadır. Eğer taşınmazın sahipleri yapıyı yapanın kim olduğu konusundaki anlaşmazlıklarından başka veya bu anlaşmazlık yanında, yapının yapılış biçimi doğan sonuçtan kimin ne nispette hak sahibi olacağı konusunda da anlaşmazlık halinde iseler bu durumda eda davası açılması gerekeceğinden, tespit davası açmakta hukuki yararın varlığından söz edilemez. O halde, bir dava ile istenilen hususta verilecek karar belli bir sonuç doğurmayacaksa o davayı açmakta hukuki yararın bulunmadığı kabul edilir. Dava açmakta hukuki yararın bulunup bulunmadığı hususu hakim tarafından kendiliğinden gözönünde bulundurulacak şartlardandır.
Somut olayda dava konusu evin bulunduğu taşınmazın mülkiyeti Hazine'ye ait olup, davalı Ömer Faruk'a ıslah imar planı yapıldıktan sonra verilecek tapuya esas teşkil etmek üzere 173 metrekarelik kısım için tapu tahsis belgesi verilmiştir. Bu belgenin iptali veya değiştirilmesi için gerek idare gerekse davacı tarafından açılmış herhangi bir davanın varlığı da ileri sürülmediğine göre 6.6.1985 tarihli tapu tahsis belgesi geçerliliğini korumaktadır. Davalı birleşen dosyanın davacısı Ömer Faruk bu belgeden doğan kişisel hakkına dayanarak müdahalenin menine ve ecrimisile karar verilmesini davacı-birleşen dosyanın davalısı Gülçin ise tapu tahsis belgesi kapsamında kalan evin 2.katının mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve mevcut durum dikkate alındığında, Hazine'ye ait taşınmaz üzerinde bulunan binanın mülkiyetinin tespiti kararı tek başına bir hukuki sonuç doğurmayacağından davacı Gülçin'in bu davayı açmakta hukuki yararı yoktur. Bu nedenle tespit istemini içeren davanın hukuki yarar olmaması nedeniyle reddine geçerli tapu tahsis belgesine dayalı olarak açılan meni müdahale ve ecrimisil davasının ise kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalı-karşı davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy