(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.5.1994 ve 6.7.1999 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.5.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı Hasan Sazcı ve İbrahim Gider vekilleri, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.5.2002 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı Hazine vekili Av. Armağan Örücü ile temyiz eden davalılar Hasan Sazcı ve İbrahim Gider vekilleri Av. Selma Ekinci geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Mahkeme; davanın kabulü ile davacının 639 parsel sayılı taşınmazı lehine 640, 641, 642, 643 ve 645 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar vermiş, hüküm 642 parsel sayılı taşınmaz maliki Hazine vekili ve 643 ile 645 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş bulunan davalı Hasan Sazcı ve İbrahim Gider vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava gününde yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 671. maddesinde genel yola çıkmak için yeterli yolu bulunmayan gayrimenkul sahibinin, tam bir ivaz mukabilinde, komşularından kendisine geçmek için münasip bir yerin terkinini talep edebileceği öngörülmüştür. Ancak Medeni Kanunun anılan maddesinde bu hakkın kullanılmasında bazı kayıtlar da getirilmiştir. Bu kayıtlara göre, lüzumlu geçit hakkı talebinin en az mutazarrır olan kimseye karşı kullanılması ve bu yolun tayininde iki tarafın menfaatlerinin gözetilmesi gerekir. O halde, geçit yeri tarafların yarar ve zarar dengesine göre belirlenmeli, geçit isteyen davacının başka bir taşınmazından yararlanma olanağı varsa bu husus açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirilmelidir.
Uyuşmazlığın konu olayda; mahkemece, uygun güzergahın saptanması için yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli görülmemiştir. Şöyle ki; en az zarar gören taşınmaz maliklerinin belirlenmesi için mülklerin durumlarının mukayese edilmesi, çevre taşınmazlar ve çevre yollar nazara alınarak tüm açıklıkların ayrıntılı olarak incelenmesi leh ve aleyhine geçit kurulacak taşınmazların yüzölçümlerinin ve vasıflarının bu incelemede dikkate alınması ve bu hususların denetlenmesine elverişli bilirkişi raporu alınması gerekirken, başka seçenekler sunmayan, böylece mülklerin mukayesesi ve en az zarar gören mülk sahibinin belirlenmesi olanağını ortadan kaldıran ayrıca davalı savunmalarını karşılamaktan uzak bulunan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı biçimde hüküm tesisi doğru değildir.
Bu itibarla taşınmaz başında belirtilen eksiklikleri giderecek şekilde yeniden keşif yapılmalı, davacının ulaşabileceği genel yol ile 939 parsel sayılı taşınmazı arasında bulunan 941 parsel sayılı diğer taşınmazdan ve kardeşine ait 940 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit tesis edilmesinin taraflar arasındaki yarar ve zarar dengesine daha uygun olup olmayacağı irdelenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak temyiz eden davalılara verilmesine, 28.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy