(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 20.7.2001 ve 8.10.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.11.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı Cemalettin vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 206,207 ve 208 parsel sayılı taşınmazlarının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 209 ve 210 parsel sayılı taşınmaz üzerinde geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı taşınmazları yararına 209, 210, 211 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına, 211 parsel sayılı taşınmaz ham toprak niteliğinde ve kullanılmadığından bu taşınmaz maliki yararına geçit bedeli takdirine yer olmadığına karar verilmiş, diğer taşınmazlar için saptanan geçit bedeli de hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmiştir.
Hükmü, 209 ve 211 parsel sayılı taşınmaz malikleri temyiz etmiştir.
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 671 inci maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan maddeye göre;
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı bulunmayan geçit yoksunluğu mutlak geçit ihtiyacı), ya da, yolu bulunmasına rağmen bu yol ihtiyacını karşılamayan (geçit yetersizliği-nispi geçit ihtiyacı) taşınmaz malikleri açabilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle evvelki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı, böyle bir uygunluk yok ise davanın taşınmazından geçit verilmesinden en az zarar görecek kişiye karşı yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur
Mahkemece, geçit saptanırken taraf yararlarının gözetilmesi gerekeceği ilkesi de davanın bir diğer belirleyici unsurudur. Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan almaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre seçilecek bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmelidir. Ülkemizdeki yüksek enflasyon nedeniyle, hükümden sonra bedelin ödenmesine olanak sağlamak geçit hakkı sahibinin yıllar sonra bu bedeli ödemesi sonucunu doğurabilir ki buda maddenin amacıyla çelişir.
Somut olayda;
Davacıya ait taşınmazın geçit ihtiyacı açıktır. Mahkeme dosya içerisindeki pafta örneği ve raporlara göre yola ulaşmak için en uygun yer yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda saptanmış ise de;
1- Aleyhine geçit kurulan 210 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı dosya içerisinde olmadığından, bu taşınmaz maliklerinin usulünce davada yer alıp almadıkları denetlenememiştir.
2- Geçit hakkı kesintisiz sağlanması gerekirken davacılara ait taşınmazlar arasında bağlantı kurulmamıştır. Tapu kayıtlarında davacılara ait taşınmazlar arasında akdi irtifaka da rastlanmadığından bu yönde de hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
3- Yine yukarıda açıklandığı gibi geçit bedeli, taraf yararlarının gözetilmesi ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin bir sonucu olarak yükümlü taşınmaz maliki bu haktan vazgeçmediği sürece ödenmesi gereken bir bedeldir. 671. madde hükmü de bedel ödenmesini öngörmektedir. Mahkemece 211 parsel malikinin bedel istemediğine dair bir talebi olmadığı halde yazılı gerekçelerle bu taşınmaz yararına geçit bedeli takdir edilmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, yatıranlara geri verilmesine 10.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy