(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 2.7.1993 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.12.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ile davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, geçit hakkı tesisine ilişkindir. 1296 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı, genel yola ulaşmak amacıyla 630 ve 631 parsel sayılı taşınmaz maliklerini, ayrıca yol güzergahındaki tescil harici çalılık ve orman arazisi olması nedeniyle Hazine ile Orman İdaresini de hasım göstererek geçit istemiştir.
Mahkemece, önce güneydeki çalılık araziden ve devamındaki 631 sayılı parsel üzerinden bu parseli ikiye böler şekilde, daha sonra doğu taraftan geçit tesisine karar verilmiş; Dairemizin 20.5.1996 ve 23.9.1999 tarihli bozma ilamlarında doğu istikametindeki şahıs arazilerinden ve aleyhine geçit kurulacak parselleri bölmeyecek şekilde geçit kurulması gerektiği belirtilmiştir. Bozma ilamlarına uyularak 11.12.2001 tarihli bilirkişi raporu ve krokisinde 3. alternatif olarak gösterilen yerden şahıs arazilerinden ve kısmen de (9) ile gösterilen çalılık araziden geçit kurulduğu görülmüş, davacı ile davalılar Hazine ve Orman İdaresi hükmü temyiz etmişlerdir.
Geçit hakkı davalarında kural olarak leh ve aleyhine geçit kurulacak tüm taşınmaz maliklerinin davada, davacı ve davalı olarak yer almaları zorunludur. Davaya konu olayda, aleyhine geçit kurulan 1295, 1294 ve 619 parsel sayılı taşınmaz malikleri hakkında usule uygun açılmış bir dava bulunmadığı halde, bu taşınmazlar aleyhine geçit kurulması doğru görülmemiştir. Bu tür davalarda esas olan diğer bir ilke de, Devletin Hüküm ve Tasarrufu altındaki çalılık, orman ve mera gibi özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden geçit verilemeyeceğidir.
Öte yandan, davacının 93/46 D.İş sayılı dosya içerisindeki 30.6.1993 tarihli bilirkişi raporu ve krokisi ile tespit edilen, asıl dava dosyasındaki 11.12.2001 tarihli rapor ve krokide de 1. alternatif olarak gösterilen yolu fiilen kullandığını belirterek sadece bu yoldan geçit istediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamları doğrultusunda 3.alternatif olarak belirtilen yerden geçit kurulmasına karar verilmiş ise de, davacı temyiz dilekçesinde de ifade ettiği gibi açıkça başka yerden geçit istemediğini belirttiğine göre bu durumda davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 09.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy