(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.2.2001 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul ve kısmen açılmamış sayılmasına dair verilen 20.3.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına miras bırakanın soy isminin yazılması istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapuda isim, soy isim, baba ismi v.b gibi düzeltme davaları ile, tapu kayıtlarındaki malike ait nüfus bilgilerinde yanlışlık olduğu takdirde bu kayıtların düzeltilerek nüfus kayıtlarına uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Dava konusu taşınmazın tapu maliki Ahmet oğlu Kamil olup, tapuda ve kadastro tutanağında soy ismi yazılı değildir. Tapu maliki olduğu iddia edilen davacılar murisi Ahmet oğlu Kamil'in dosya içinde bulunan veraset ilamından 25.6.1934 tarih ve 2525 sayılı Soyadı Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra 1941 yılında öldüğü, ancak nüfus kaydına soy isminin yazılmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamaya göre, soy ismi bulunmayan bir kişinin, tapu kaydına soy isminin yazılması mümkün olmadığından bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde, mahkemenin bu yönde bir tespit kararı vermekle yetinmesi gerekir. Buna göre; somut olayda, davacılar murisi Ahmet oğlu Kamil ile dava konusu taşınmaz maliki Ahmet oğlu Kamil'in aynı kişi olduğunun tespitine karar verilerek bununla yetinilmesi gerekirken malik Kamil'in soy isminin tapu siciline de yazılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre, de terekeye temsilci atanması halinde davaya temsilci huzuru ile devam edilmesi gerekir. Yargılama sırasında davacılar murisi Kamil'in terekesine Mustafa Zihni B. temsilci olarak atandığı halde usulüne uygun duruşmaya çağrılmamış ve 2.10.2001 günlü oturum ara kararı gereğince davacılar vekili tarafından temsilciye de vekil olduğuna ilişkin vekâletname dosyaya sunulmamıştır. Öncelikle, temsilci Mustafa Zihni B.'in veya vekilinin davaya katılımının sağlanması ve bundan sonra davaya devam edilmesi gerektiği hususunun gözetilmemesi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy