(743 S. K. m. 633) (3402 S. K. m. 12, 16)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.4.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.3.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı kurum, dava konusu taşınmazın 1947 yılında demiryolu, gar binası ve müştemilatı olarak kamulaştırılan sahada kaldığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında yaklaşık 45 metrekare kısmın davalılara ait parsele yazıldığını belirterek bu bölüm için tapunun iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, nizalı yerin kendilerine iskanen verilen yerlerden olduğunu ve hak düşürücü sürenin geçtiğini savunmuşlardır.
Mahkeme, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 16.maddesi, kamunun ortak kullanmasına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerlerle devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerleri kamu malları arasında saymış ve bu yerler hakkında özel bir düzenleme getirmiştir.
Menfaati umuma ait yerlerden kişilerin eşit olarak yararlanmaları asıldır. Bu yararlanma hakkı, sübjektif bir hak olmayıp kamu hukukundan doğan bir haktır. Yine bir taşınmaz bir kamu hizmetinin görülmesine tahsis edilmeden önce hangi şekilde yararlanmaya tabi olursa olsun, kamu malı niteliği verilerek genel yararlanmaya ve bir kamu hizmetinin görülmesi için devlete intikal ettiği anda tapuda yazılı cinsi önemini yitirir. Çünkü devlet nezdinde artık taşınmaz kamu malı niteliğini kazanmıştır. Böyle bir kamu malının tahsis biçimi ortadan kalkmadıkça var olan ve süregelen niteliği değiştirilemez. Herhangi bir şekilde kamu malının ya da bir bölümünün kişi adına siciline geçmesi onun yararına hukuki sonuç doğurmaz. Bu gibi yerler hakkında özel hukuk hükümleri değil, kamu hukuku kuralları uygulanır.
Yasaların yorumunda sadece belirli madde ve hükümlerin değil, yasanın tümünün birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi zorunludur. 3402 sayılı yasanın devletle kişiler arasındaki uyuşmazlıklara ve davalara son vermek amacıyla devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bu niteliklerini ortadan kaldıracak yönde yoruma elverişli olarak çıkarıldığını benimseme olanağı yoktur. Bu nedenle 3402 sayılı yasanın 12.maddesi yorumlanırken 16.maddesinin de birlikte değerlendirilmesi gerekir.
8.5.1987 tarih 1986/3-1987/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı (YKD.1987/11, s.1607 vd.) ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.1988 tarih 1988/1-825 esas 1988/964 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; özel mülkiyete konu olamayacak kamu mallarının niteliği değişmeyeceğinden ve bir kamu hizmetine tahsis edilmiş olan yerlerin hizmet malı niteliğini korudukları sürece kamu malı olarak özel hukuk hükümlerine değil, kamu hukuku kurallarına tabi yerler olması nedeniyle bunlar hakkında 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz.
Somut olayda, davacı TCDD Genel Müdürlüğünün dayandığı tapu kaydının 1947 yılında kamulaştırma yoluyla oluşturulduğu, kamulaştırılan alanın kamu malı niteliği verilerek genel yararlanmaya ve hizmete tahsis edildiği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı yasanın 16.maddesinde yol ifadesi geniş manada kullanılmıştır. Nizalı kısmında TCDD güzergahı için istimlaka tabi tutulduğu belli olup, kamu hizmetinin görülmesine özgülenmiştir. Mahiyeti itibariyle hizmet malıdır. O nedenle davaya konu olayda ki, kamulaştırma sebebi demiryolunun güvencesini sağlaması ve sınırından demiryolunun geçirilmesi ve bu taşınmazın kamu hizmetine ayrılan yer olması karşısında 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesinin bu gibi yerlerde uygulanma olanağının bulunmadığı düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 13.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy