(4721 S. K. m. 724, 729) (743 S. K. m. 650, 655) (1086 S. K. m. 45, 48)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.2.1995 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada da Medeni Kanunun 650-655 maddeleri uyarınca temliken tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davaların kabulüne dair verilen 20.11.2001 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, tayin olunan 11.6.2002 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av.Mete Türkmenoğlu ile karşı taraf davalı davacı E.Nilgün S. vd. vekili Av.Ayfer Aysun geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar; Şubat 1327 tarih 193 ve 195 numaralı tapu kayıtlarına dayanarak 377 sayılı kadastro parseli için miras hisseleri nisbetinde tapu iptali ve tescil istemektedir.
Davalı-karşı davacı Kamil S. ve arkadaşları vekili davanın reddini savunmuş, birleştirilen dosyada Medeni Kanunun 650 ve 655 nci maddeleri uyarınca temliken tescil istemiştir.
Mahkeme; her iki davanın da kabulüne karar vermiş, hükmü; davacı-karşı davalılar vekili ile davalı-karşı davacılar vekili temyiz etmişlerdir.
24.7.1962 tarihindeki tapulama tespitinde Ağustos 1929 tarih 26 numaralı ve Aralık 1947 tarih 19 numaralı tapu kayıtlarına dayalı olarak tahdit ve tespiti yapılan 377 parsel sayılı taşınmaz için davacılarımız gibi Derviş Ahmet Ağa mirasçılarından iki kişi Kadastro Mahkemesinin 1984/25 esas sayılı dosyasında dava açmışlardır. O dosyada şimdi davacılarımızın dayanağı olan Şubat 1327 tarihli tapunun hukuki değerini yitirmiş olmadığı ve 377 sayılı parseli kapsadığı, davalıların dayanağı olan ve Kadastro tespitine esas alınan tapunun ise 377 sayılı parseli kapsamadığı belirlenmiş olup kadastro mahkemesine dava açan iki mirasçının hissesi oranında iptal ve tescile, diğer hisselerin aynen davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, verilen karar derecattan geçerek kesinleşmiştir. Davacılar yararına güçlü delil teşkil eden kadastro dosyasına paralel olarak davacıların irsen intikal eden mülkiyet hakkına dayalı davalarının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ne var ki; iptal ve tesciline karar verilen bu hisselerin kimden, ne miktarda iptal edilerek kimin adına ne miktarda tescil edileceğinin hüküm yerinde açıkça gösterilmemiş olması infazda zorluk yaratacağından usule uygun bulunmamıştır.
Ayrıca; davalı-karşı davacıların Medeni Kanunun 650 ve 655 nci maddelerine dayalı birleştirilen davalarının kabulü de dosya kapsamına ve delil durumuna uygun bulunmamıştır. Zira; 377 parsel sayılı taşınmaz kadastroca tarla olarak vasıflandırılarak tespit edilmiştir. Kadastro Mahkemesi de kararında, yapılan bina ve yetiştirilen narenciye ağaçlarının tespitten sonra gerçekleştirilmesi nedeniyle bu yönden kendini görevsiz saymıştır. Alınan bilirkişi raporlarında belirtilen yaş durumları da ağaçların tespitten sonra yetiştirildiğini ortaya koymaktadır. Diğer muhdesatın da; araba garajı, kamelya hayvan barınağı, su deposu, motor evi, bekçi kulübesi gibi çoğunluğu itibariyle daimilik arzetmeyen, kalıcı ve esaslı nitelikte bulunmayan yapılar olduğu anlaşılmaktadır. Şu hali ile tespitten sonra mülkiyet ihtilafının devam etmekte olduğu bir zamanda oluşturulan muhdesat ve garsiyat için subjektif unsurun gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği gibi bunların nitelikleri itibariyle objektif unsurun gerçekleştiğinden de söz edilemeyeceğinden birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, davacı-karşı davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacılardan alınarak davacı-karşı davalılara verilmesine, 11.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy