(4721 S. K. m. 744) (743 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.7.2000 gününde verilen dilekçe ile su arkına vaki elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme, mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 4.12.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kadim ark iddiasına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal ile eski hale getirme isteğine ilişkindir. Davacı ayrıca dava konusu arkın tapuya irtifak hakkı olarak şerhini ve sonradan ıslah yoluyla mecra hakkı tesisine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, kadimlik iddiası kanıtlanamadığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve kal ile eski hale getirme isteğinin reddine, dava konusu arkın davalı taşınmazının tam ortasından geçerek ikiye bölmesi nedeniyle 30.4.2001 tarihli bilirkişi raporu ve eki krokisinde (B) ile gösterilen yerden mecra hakkı tesisine karar verilmiştir. Davacı vekili; talep ettikleri, krokide (A) ile gösterilen yerden mecra hakkı tesis edilmediği ve diğer taleplerinin reddedildiği gerekçesiyle, davalı vekili ise davacı taşınmazı lehine koşulları oluşmadığı halde mecra hakkı tesisine karar verildiği gerekçesiyle hükmü temyiz etmişlerdir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre, davacı vekilinin temyiz itirazları, yerinde değildir. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Medeni Kanunun 668.maddesine göre; "gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak suretiyle mülkünün altından veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise müsaade etmeğe mecburdur." Mecra hakkı kurulması davalarında su yolunun paftada işaretli ark, dere ve bunun gibi yerlerden kesintisiz bir şekilde davacı taşınmazına ulaştırılması, su yolunun başka yerden geçirilmesinin imkansız ve çok fazla masrafa neden olması gerekir. Dosya içerisindeki bilirkişi raporu ve eki krokisinde açıkça görüldüğü üzere davacı adına kayıtlı 952 ve 954 parsel sayılı taşınmazların doğu ve batı taraflarında kanal ve sulama arkı mevcuttur. 30.4.2001 tarihli Zirai Bilirkişi raporunda; davacı taşınmazlarının doğusundan geçen derede ancak kış aylarında su bulunduğundan motopompla sulama imkanı olmadığı belirtilmekte ise de taşınmazların batısından geçen Canhasan arkı önüne bent kurularak taşınmazların batıdan doğuya kısmen sulanabildiği belirtilmektedir. Bunun yanında batıdaki arktan davalıya külfet yüklemeden motopompla sulama imkanı da mevcut olduğundan davacı taşınmazları lehine zorunlu mecra hakkı tesisi koşulları gerçekleşmediği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; 1008 sayılı parselden, 952 parsel sayılı davacı taşınmazına kadar su yolunun geçeceği tüm parseller üzerinde mecra hakkı kurulması ve mecranın kesintiye uğratılmamasının düşünülmemesi yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 23.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy