(4721 S. K. m. 724) (743 S. K. m. 650) (3194 S. K. m. 18)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.5.1998 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı Şaban A. aleyhine açılan davanın reddine, davalı Hüseyin Ç. aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen 21.3.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hüseyin Ç. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu 177 parsel sayılı taşınmazın 500 metrekarelik kesimini önceki maliki Hidayet'ten haricen satın alarak üzerine iyiniyetle bina yaptığını ancak; taşınmazın tapuda danışıklı olarak önce davalı Şaban A.'e ondan da diğer davalı Hüseyin Ç.'e satıldığını ileri sürerek temliken tescil istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 177 parsel sayılı taşınmazın 499.34 payının davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hüseyin Ç. vekili tarafından temyize getirilmiştir.
Dava Medeni Kanunun 650.maddesine dayalı temliken tescil isteğine ilişkindir. Temliken tescil isteği kişisel hak doğurur ve hakkın doğduğu andaki taşınmaz malikine karşı kullanılması gerekir. Sonradan taşınmazda tapu siciline güvenerek ayni hak iktisap eden yeni malike karşı bu hak ileri sürülemez. Mahkemece, yeni malikin çekişmeli kesimin önceki malik tarafından haricen davacıya satıldığının bilindiği, bu nedenle de iyiniyetli olmadığı kabul edilmiş ise de; bu hususun bilinmesi danışıklılığın ispatına yeterli değildir. Bunun yanında, ayni hak iktisap eden davalının iktisabının gerçek bir satış olmadığının da kanıtlanması gerekir. Dosya kapsamına, toplanan delillere göre, davalının iktisabının gerçek bir satış olmadığı, yani bedel ödenmeden alındığı kanıtlanamamıştır. Yeni malikin Medeni Kanunun 650. maddesi uyarınca sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Kaldı ki; Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün 23 Mart 2001 tarihli yazısından, dava konusu taşınmazın ifrazının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. 3194 sayılı İmar Yasasının 18/son maddesi "Veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yoluyla satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz." hükmünü içermektedir.
Açıklanan yasa hükmüne göre, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisselere ayrılarak ve özel parsel yapılarak satışı yasaklanmıştır. Somut olayda; Dava konusu taşınmazın imar planı dışında köyde bulunduğu ve tarla niteliği ile tapuda kayıtlı olduğu, üzerinde bina bulunduğu ve tarımsal amaçlı kullanılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda; İmar Yasası'nın 18/son maddesi gereğince hisse tescilinin mümkün olmadığı göz önüne alınmadan yazılı olduğu gibi hisse tesciline karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 28.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy