(3402 S. K. m. 25)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 28.11.1996 gününde verilen dilekçe ile satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine, Kadastro Mahkemesinin görevli olduğuna dair verilen 18.12.1997 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar, 2.7.1991 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan satın aldıkları taşınmazın kadastro tespitin de 680 parsel numarasını aldığını belirterek, tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/223 Esas sayılı dosyası ile satış vaadi sözleşmesinin iptali davası açtığını ve o davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu Beyciler Köyü 680 parsel sayılı taşınmazın Kadastro Mahkemesinin 1989/70 Esas sayılı dosyası ile davalı olduğu ve henüz tesbitinin kesinleşmediği, bu durumda Kadastro Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Eldeki davada davaya dayanak yapılan satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği tarih 2.7.1991'dir. Dosyada mevcut nizalı 680 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapulama tutanağının incelenmesinde; çok sayıda tapu kayıtlarına istinaden davalı ve müşterekleri adına tesbitinin yapıldığı yazılı ise de, tesbit tarihinin yazılmadığı görülmektedir. Ancak, askı ilanı süreleri ve komisyon kararı tarihi itibariyle tesbitin 1986 veya 1987 yılında yapıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Tesbit tarihi ile satış vaadi sözleşmesinin düzenleme tarihleri karşılaştırıldığında, satış vaadi sözleşmesinin tesbitten çok sonraki bir tarihte yapıldığı kuşkusuzdur.
Kadastro Mahkemesi tesbit tarihine kadar olan uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Kadastro tesbit tarihinden sonra doğan uyuşmazlıklara bakmak görevi genel mahkemelere aittir. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 25. maddesine göre, kadastro tutanağının düzenlenmesi gününden sonra doğan haklara dair isteklerin incelenmesi Kadastro Mahkemesinin görevi dışında kalmaktadır. Somut olayda davacılar tesbit tarihinden sonraki tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak eldeki davayı açtıklarına göre, davaya bakmak Kadastro Mahkemesinin değil, genel mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesinin görevindedir.
O halde mahkemece; işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda dayandıkları delil ve belgeler toplanarak, Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan dava sonucu ile davalının savunmasında belirttiği Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/223 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan satış vaadi sözleşmesinin iptali davasının da gerektiği takdirde sonucu beklenmek suretiyle oluşacak duruma göre bir hüküm kurulması gerekirken, mahkemenin davaya bakmakla görevli oluğunu gözardı ederek, yazılı olduğu şekilde görevsizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozmaya göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 07.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy