(4342 S. K. m.4, 10)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.6.1996 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tespit ve mera olarak sınırlandırılması, istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; hüküm fıkrasında belirtilen şekilde davanın kabulüne dair verilen 6.6.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı köy vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı köy vekili,10.6.1996 tarihli dilekçesi ile 1993 yılında davalı Kıyıköy Belediyesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden 23530 metrekare tarla cinsi ile davalı Hazine adına kayıt edilen 320 Ada 1 sayılı parselin davalı Belediyenin 1996 tarihli encümen kararı ile imar planı içine alınıp 2, 3 ve 4 sayılı parsellere ifraz edildiği, 2 sayılı parselin tarla, 4 sayılı parselin yol, 3 sayılı parselin kamuya terk olarak Hazine adına vaki tapularının iptali ile davacı köyün sınırları içerisinde kalan Kadim meraları olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve davalı Kıyıköy Belediyesi davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan keşif, keşif raporları, şahit beyanlarına göre dava konuşu taşınmazların öncesinin mera olduğu, 3 ve 4 numaralı parsellerin davalı Belediyenin onaylı imar planı ile vasıflarının değiştirildiğinin anlaşıldığı ancak; davacı köyün sınırları içersinde kaldığının tespiti isteminin idari nitelikte olduğu nedenleri ile 2 sayılı parselin mera olarak sınırlandırılmasına, 3 ve 4 numaralı parselin malik isminin kaldırılması ile onaylı imar planı içinde kaldığından ileride amaç dışı kullanıldığında idari yoldan mera olarak sınırlandırılmasının tapunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiştir. Davacı köy vekili ve davalı Hazine vekili; hükmü temyiz etmişlerdir.
Dosya kapsamına toplanan delillere göre dava konusu taşınmazların mera niteliğinde olduğu tespit edildiğinden davalı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davacı köy vekilinin temyizine gelince 4342 Sayılı Mera Kanunun 4. maddesi gereğince mera bir veya birden fazla köy veya kasaba ahalisine müştereken veya müstakilen kullanılmak üzere tahsis edilmiş olan yetkili makamların tahsisi bulunmamasına rağmen kadimden beri ilgili köy veya kasabalar tarafından mera olarak kullanıla gelen ve hak sahiplerinin mevcut intifa hakları dışında üzerinde fiili veya hukuki tasaruflarda bulunamadıkları arazidir. Bu nedenle meralar kamu malı olduğundan özel mülkiyete konu olamaz. Ayrıca Mera Kanunun 10. maddesine göre meralar idari sınırları içersinde kaldığı yerin Tapu Sicil Müdürlüğündeki özel siciline kaydedilir. Ancak bu sınırlandırma tescil mahiyetinde değildir. Bu nedenle davacı köy dava konusu taşınmazın kadim meraları olduğunun, yararlanma hakkının davacı köye ait olduğunun tespitini de isteğine göre bu konuda tarafların delilleri toplanarak Yargıtay İçtihatlarına uygun araştırma ve inceleme yapılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken davacının bu talebine ilişkin inceleme yapılmaması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Ayrıca; 3 ve 4 sayılı parsellerin mera olduğu tespit edildiği halde Mera Kanunun 10. maddesine aykırı şekilde şartlı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 10.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy