(1086 S. K. m. 25)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.3.2001 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men-i ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 1.3.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı köy muhtarlığı, davalının yola ve meraya haksız müdahalede bulunduğundan elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiş, yerel mahkemece verilen 13.7.2001 tarih ve 2001/55-111 sayılı davanın kabulüne dair karar Dairemizce mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra davalı vekili dava konusu yerin değerinin dava dilekçesinde belirtilen miktardan fazla olduğunu belirterek görev itirazında bulunmuştur. Mahkeme bu itiraz üzerine belediyeden dava tarihinde nizalı yer için bildirilen emlak değerini sormuş, verilen cevapta beyan edilen miktara göre, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Davacı vekili hükmü temyize getirmiştir.
Dava, dava dilekçesinde 350.000.000 TL değer belirtilerek 30.3.2001 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmıştır. Bozmadan önce yapılan tespit keşfinde mahalli bilirkişi dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkiide bir dönüm yerin değerinin 200.000.000 TL olduğunu bildirmiştir. Yapılan ölçümde davalı yerinin nizalı kısımla birlikte 1908 metrekare olduğu fen bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Davalının yargılama aşamasında bu değere herhangi bir itirazı olmamıştır. Davanın kabulüne dair verilen 13.7.2001 tarihli kararı temyiz eden davalı dilekçesinde görev itirazında da bulunmuştur. Ancak Dairece hüküm görev dışında başka bir nedenle bozulmuştur. H.U.M.K.nun 25/son maddesinin hükmünde, temyiz incelemesi sonucu kesinleşen görev ve yetkiye ilişkin kararların, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlayacağı belirtilmiştir. Davalının yerel mahkeme de bozmadan önce görev itirazı yoksa da, temyiz aşamasında bu itirazı ileri sürmüştür. Hüküm görev yönünden değil, başka yönden bozulmuştur. Bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle artık görev hususu kesinleşmiştir. Bu durumda yeniden görev itirazında bulunulamaz ve mahkeme de kendiliğinden görevsizlik kararı veremez. Bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy