(3402 S. K. m.12)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.10.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen 11.4.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı,kadastro öncesi tapu ile malik olduğu taşınmazın bir kısmının kadastro tespitleri sırasında yol ve yol boşluğu olarak bırakıldığı iddiası ile adına tescilini istemiş, davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vermiş, hükmü davalı Hazine temsilcisi temyize getirmiştir.
Somut olayda, kadastro çalışmaları sonucu davacı adına 16 ve 47 parsel sayılı iki parça yerin tespit ve tescili yapılmıştır. 16 parsel sayılı taşınmaz davacının dava dilekçesinde dayandığı 16.3.1981 tarih 9 numaralı tapu kaydına göre, 47 parsel sayılı taşınmazda senetsizden davacı adına tespit edilmiş ve bu tespitler itirazsız 1.3.1991 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra bu iki parsel 1997 yılında davacının talebi üzerine tevhit edilerek 126 parsel numarasını almıştır. Davacı kadastro çalışmaları sırasında 16 parsele uygulanan 16.3.1981 tarih 9 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı halde yol ve yol boşluğu olarak bırakılan kısmın adına tescilini iş bu dava ile talep etmektedir.
3402 Sayılı Kadastro Kanunun 12/3 maddesinde, kadastro tutanaklarının kesinleşmesi gününden itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği ve dava açılamayacağı hükme bağlanmıştır. Anılan madde de belirtilen sürede dava açılmaması halinde hakkın kendisi sona erer ve hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olduğundan hakimin kendiliğinden gözönünde bulundurması gerekir.
Davacı, kadastro öncesi maliki olduğu tapu kaydına dayanarak tescil istemiştir. Kadastro tutanakları 1.3.1991 tarihinde itirazsız kesinleşmiş, dava ise 18.10.2001 tarihinde açılmıştır. 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi hükmünde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra açılan davanın reddine karar vermek gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 17.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy