(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.3.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.5.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 80 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, 49, 52, 53, 70 ve 73 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 52, 53, 70 ve 74 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden davacı taşınmazı lehine geçit hakkı kurulmasına, geçit hakkı kurulan toplam 1080 metrekarelik kısmın iptali ile davacıya verilmesine, tapuya kayıt ve tesciline, geçit bedelinin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 671 inci maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan maddeye göre;
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı bulunmayan(geçit yoksunluğu- mutlak geçit ihtiyacı), ya da, yolu bulunmasına rağmen bu yol ihtiyacını karşılamayan(geçit yetersizliği-nispi geçit ihtiyacı ) taşınmaz maliki açabilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle evvelki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı, böyle bir uygunluk yok ise, davanın taşınmazından geçit verilmesinden en az zarar görecek kişiye karşı yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmazların leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin Mahkemece, geçit saptanırken taraf yararlarının gözetilmesi gerekeceği ilkesi de davanın bir diğer belirleyici unsurudur. Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan almaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre seçilecek bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmelidir. Ülkemizdeki yüksek enflasyon nedeniyle, hükümden sonra bedelin ödenmesine olanak sağlamak geçit hakkı sahibinin yıllar sonra bu bedeli ödemesi sonucunu doğurabilir ki buda maddenin amacıyla çelişir.
Somut olayda, mahkemece aleyhine geçit kurulan 74 parsele ait tapu kaydı getirtilmemiş, tüm alternatifler yollar saptanmamış, orman niteliği ile hazine adına kayıtlı parselde servis yolu bulunup bulunmadığı ve bu parselden geçit verilmesinin uygun olup olmadığı araştırılmamış, davacı taşınmazının sınırında bulunan dereden yol olarak yararlanma olanağı olup olmadığı değerlendirilmemiş, geçit bedeli depo edilmemiş, geçit hakkının amacını aşacak şekilde 6 metre genişliğinde ve bu kısmın iptali ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup, kurulan hüküm yukarıda açıklanan ilkelere uygun değildir.
O halde mahkemece, dava konusu taşınmazın çevre yollarla bağlantısını gösteren ayrıntılı bir pafta getirtilmeli, uzman bilirkişiler aracılığı ile taşınmaz başında yapılacak keşif ve infaza uygun bilirkişi raporu ile tüm alternatif yollar saptanmalı, aleyhine geçit kurulacak olan taşınmazlara ait tapu kayıtları getirtilmeli, tapu maliklerinin usulünce davada yer almaları sağlanmalı, mevcut dereden yol olarak yararlanma olanağı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, orman niteliğinde bulunan taşınmazdan geçit verilmesi zorunlu ise uygun olup olmadığı ilgili birimden sorulmalı, verilecek yol genişliği geçit gereksinimini aşmayacak şekilde (en fazla 2.5-3 metre) belirlenmeli, geçit bedeli hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmeli ve geçit hakkının tapu siciline şerh verilmesi ile yetinilmelidir.
Mahkemece kurulan hüküm bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy