(743 S. K. m. 649, 650) (1086 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali tescil, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.3.2002 gün ve 2002/1120-1883 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar/davacılar Hüsniye Ağca vd. vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Özcan Gürler, adına kayıtlı 9 parsel sayılı taşınmaza gecekondu yapmak suretiyle elatan davalıların müdahelesinin önlenmesi, binanın yıkılması ve 5 yıllık kullanım bedeli olarak 50.milyon TL'nin davalılardan alınması isteğinde bulunmuştur.
Birleştirilerek görülen davada ise davalılar/davacılar, dava konusu taşınmazın bir kısmını murislerinin 1958 yılında haricen satın aldığını, üzerine 1968 yılında bina inşa ettiğini, bina değerinin arazi değerinden yüksek olduğunu ve zilyetliğin irsen-intikalen süregeldiğini belirterek adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, tapulu taşınmaza yapılan bina sebebiyle iyiniyet iddiasında bulunulamayacağı gerekçesi ile tescil isteğinin reddine, davacı Özcan Gürler tarafından açılan elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, binanın yıkılmasına, 3.493.205.100 TL bina değerinin davacı tarafça yatırıldığında (davalılara ödendiğinde) yıkıma hükmedilmesine yer olmadığına, 50 milyon TL kullanım bedelinin davalılardan alınmasına karar verilmiştir.
Hüküm, tescil isteği reddedilen davacılar tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 15.03.2002 tarih, 2002/1120 Esas 2002/1883 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
Birleştirilen davanın davacıları, dava konusu binayı almak istediğini belirten Özcan Gürler'e, binabedelini yatırmak üzere verilen kesinsüre
İçerisinde, Özcan'nın edimini yerine getirmediğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını ve taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanmadığını belirterek karar düzeltme isteğinde bulunmuşlardır.
Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil, birleştirilerek görülen dava ise açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medine Kanunun 650. maddesi uyarınca tescil isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, yapılan yargılamaya ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan itirazları yerinde görülmemiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 649. maddesi hükmüne göre, arsa malikinin açtığı ve yapının yıktırılması, ağaçların sökülmesi istemini kapsayan davada aşırı zarar gerçekleşmiş olursa (hakka uygun bir tazminat verilmedikçe) yıkmaya ve sökmeye karar verilemez.
Bu nedenle, 04.05.1953 gün 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde benimsenen ve uygulamada da istikrar kazanmış bulunan (HGK. 09.09.1964 gün ve E. 1/256, K.546 ve yine HGK. 03.11.1973 gün ve E. 1/93, K.830) ilke uyarınca binanın yıkılmasını ya da ağaçların sökülmesini de kapsayan elatmanın önlenmesi davalarında, aşırı zarar doğuracağı nedeniyle yıkmaya ve sökmeye olanak olmadığının anlaşılması halinde, malzeme parası olarak bir şey ödemek isteyip istemediği mahkemece sorulmak ve arsa maliki olan davacı bu isteği kabul etmediği takdirde davalının ayrı bir dava ile inşaat ya da garsiyat için harcadığı parayı istemekte serbest olduğunu gözönünde tutularak yıkma ya da sökme isteğinin reddine karar verilmek, buna karşın davacı hakka uygun bir tazminat ödemeyi kabul ettiği takdirde de, Medeni Kanunun 649.maddesi hükmüne göre gerekli inceleme yapılarak davalının isteyebileceği haklı (muhik) tazminat tespit edilerek hükme bağlanmak gerekir.
Somut olayda;
İlk davanın davacısı Özcan Gürler'e ait 9 parsel sayılı taşınmaza yapılan binanın ve bu binanın bulunduğu arazinin bilirkişi raporu ile saptanan değerlerine göre yıkımın aşırı zarar doğuracağı mahkemece benimsenmiştir. Tapu maliki davacı binayı almak istediğini belirtmiştir. Mahkemece, tazminat olarak saptanan (asgari levazım bedeli) bedelini yatırması için davacıya kesin süre verilmiştir. Ne var ki davacı, verilen kesin süre içerisinde bedeli mahkeme veznesine depo etmediği gibi, davalılara da herhangi bir ödemede bulunmamıştır.
Karar düzeltme isteğinde bulunan davacılar, taşınmaz maliki davalının kesin süreye uymadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş iseler de, TMK'nun 649. maddesi gereğince, bina sahibi, inşaat için harcadığı bedelin alınması amacıyla ayrı bir dava açma olanağına sahip olduğundan HUMK'nun 163. maddesi gereğince verilen kesin süre yasal koşullara uygun değildir.
Ancak mahkemece, bedelin depo edilmemiş olması sebebiyle yıkım isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne, asgari levazım bedeli olan 3.493.205.100 TL'nin davalılara ödenmesi halinde yıkıma hükmedilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuş olması, yukarıda içeriği açıklanan 743 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 649. maddesi ve HUMK'nun 388. maddesi hükümlerine aykırı olup davacıların karar düzeltme isteğinin bu nedenle kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; kara düzeltme isteğinde bulunun davacıların (davalıların) itirazlarının kabulü ile Dairemizin 15.3.2002 tarih, 2002/1120 Esas, 2002/1880 Karar sayılı kararının, KALDIRILMASINA, hükmün yıkıma ilişkin karar yönünden BOZULMASINA, 26.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy