(4721 S. K. m. 683)
Dava ve Karar: Davacı tarafından, davalı aleyhine 16.11.2001 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men-i ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 10.6.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraflarca istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, davalının Karaköyü 129 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini 12.6.2001 tarihinde kendisine devrettiğini, şimdi ise hiçbir hakkı olmadığı halde anılan taşınmazdaki samanlığı ve bu samanlığın yanına yaptığı binayı kullandığını belirterek haksız müdahalenin men-i ile binaların kaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında düzenlenen harici sözleşmede nizalı yerdeki samanlığı ölünceye kadar kendisinin kullanacağı hususunun kararlaştırıldığını, yeni yapı yapmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme, taşınmaz üzerinde bulunan samanlık hakkındaki talebin taraflar arasındaki anlaşmaya göre reddine, yeni yapılan inşaatla ilgili istemin ise kabulüne karar vermiş, hükmü taraflar temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre, davalının temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 1 sayılı parselde taraflar müşterek malik iken 12.6.2001 tarihinde davalı hisselerinin tamamını tapuda davacıya temlik etmiştir. Davalı dayanağı 8.6.2001 tarihli taraflar arasında düzenlenen harici sözleşmede, nizalı taşınmazdaki davalı hisselerinin davacıya devredileceği, ancak taşınmazda bulunan ve davalı tarafından yaptırılan samanlığın ölünceye kadar davalı tarafından kullanılmasına davacının muvafakat edeceği ve bu hususta davalı aleyhine hiçbir hukuki yola başvurmayacağı, bu hususun temlik sırasında tapuya şerh edileceği kararlaştırılmıştır. Ancak 12.6.2001 tarihinde tapuda yapılan hisse devri sırasında ve sonrasında bu anlaşma tapuya şerh edilmemiştir. Mevcut duruma göre nizalı taşınmazda davalı hisse sahibi değildir. Taraflar arasında tapuda yapılan devirden önce düzenlenen harici sözleşmede tapuya şerh edilmediğine göre, davalının nizalı yerdeki samanlığı kullanmasının hiçbir hukuki dayanağı kalmamıştır. Bu durumda davacı taleplerinin tamamı hakkında kabul kararı vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda yazılı nedenlerle;
1- Yerinde görülmeyen davalının temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacının temyiz itirazlarının kabulüne ve yukarıda yazılı nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 04.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy