(818 S. K. m. 213) (4721 S. K. m. 2)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.10.1996 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, davalı vekili tarafından verilen karşı dava dilekçesi ile de elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, kal ve ecrimisil isteğinin ise reddine dair verilen 23.5.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı-karşı davalı Rakkuş Ç., dava konusu 900 parsel sayılı taşınmazı 03.04.1965 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ve halen zilyetliğinde bulunduğunu belirterek adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalı-karşı davacı ise; dava konusu taşınmazın, murisinin ölümü ile kendisine intikal ettiğini ve tapuda adına kayıtlı bulunduğunu belirterek elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteminde bulunmuştur.
Davalılar, karşılıklı olarak davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı/karşı davalı tarafından açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davada, davacının dayanağı olan satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine, karşı davacının ise elatmanın önlenmesi istemine ilişkin olarak açtığı davanın kabulüne, kal ve ecrimisil isteminin ise davalı Rakkuş Ç.'ın taşınmaz üzerine iyiniyetli olarak bina inşa edip kullandığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, karşı dava ise tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Kural olarak; taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen ve resmi şekilde düzenlenmesi gereken sözleşmelerdir. Geçerli bir satış vaadi sözleşmesine göre satışı vaad edilen taşınmaz, vaatte bulunulan kimseye teslim edilmiş (zilyetlik devredilmiş) ise, bu sözleşme nedeniyle açılan tescil davasında Medeni Kanunun 2.maddesi gereğince iyiniyet ile bağdaşmayacağından zamanaşımı iddiasında bulunulamaz.
Dosyaya sunulan satış vaadi sözleşmesine göre dava konusu taşınmaz davacıya teslim edilmiş olup, taşınmazın halen davacının kullanımında olduğu açılan karşı dava ile de sabittir. Bu bakımdan olayda zamanaşımı definin dinlenmesi yukarda açıklanan gerekçe nedeni ile olanaklı görülmemiştir. Belirtilen nedenle davanın esasına girilerek inceleme yapılması gerekirken on yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığından söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması ve bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Rakkuş Ç. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile tapu iptali ve tescil isteminin reddine ilişkin hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olamadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 28.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy