(4721 S. K. m. 724) (743 S. K. m. 650) (818 S. K. m. 18) (3194 S. K. m. 18)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.2.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.9.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili 21.2.2000 tarihli dilekçesi ile davalı Mehmet Ö. adına kayıtlı 44 parsel 23.335 metrekare tarla cinsli taşınmazın davalı tarafından özel parselasyona tabi tutulup 185 metrekarelik kesimini 15.7.1985 tarihli harici yazılı satış sözleşmesi ile satın ve teslim alıp üzerine zemin değerinden kıymetli bina yaptığını, daha sonra 9.11.1998 tarihinde imar uygulaması ile bina yaptığı kesimin 6 sayılı imar parseli olarak arsa cinsi ile davalı Mehmet Ö. adına 45.109 payının kayıt edildiği, dava sırasında davalı Mehmet'in 28.3.2000 tarihinde muvazaalı olarak diğer dahili davalı Timur A. tapudan müşterek payını temlik ettiğini, beyanla tapu iptali ve tescil veya Medeni Kanunun 650. maddesine göre temliken tescil istemiştir.
Davalı ve dahili davalı vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının iyiniyetle bina inşa ettiğinin, şahit beyanları ve belgelere göre de dahili davalının muvazaalı olarak tapudan hisse satın aldığının sabit olduğu, ancak bina değerinin 2000 metrekarelik arsa değerinden kıymetli olmadığı ve belediye cevabına göre ifraz imkanının bulunmadığı, harici satışın geçerli sayılamayacağı, hisseli tapu tesisinin olanaksızlığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilleri kararı temyiz etmişlerdir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, yapılan yargılamaya ve özellikle 5.7.1944 tarih ve 12/26 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre davacının taşınmazı haricen satın alıp üzerine iyiniyetle bina yaptığı, bina değerinin satın aldığı 185 metrekarelik arsa kesiminden çok kıymetli olduğu, bu durumda dava tarihinde yürürlükte olan Medeni Kanunun 650. maddesinin objektif ve subjektif unsurlarının oluştuğu anlaşılmış, dahili davalının da muvazaalı olarak tapudan pay satın aldığı subuta ermiş bulunduğundan anılan yasanın 650. maddesi şartları davacı lehine oluştuğunun kabulü gerekir. Ancak, Belediye cevabına göre dava konusu 6 sayılı imar parselinin ifraz imkanı bulunmadığı bildirilmiş olmakla, dava konusu yerin ifraz edilip davacıya verilme imkanı bulunmadığından, sözleşmenin Borçlar Kanunun 18. maddesi gereğince tarafların amacına uygun olarak pay verileceği şeklinde yorumlanması gerekir. Zira bölgede İmar Kanunun 8. maddesine göre imar uygulaması yapıldığına göre İmar Kanunun 18. maddesinin son fıkrasındaki yasaklı durum bulunmadığından davacıya haricen satılan 185 metrekarelik yere tekabül eden payın dahili davalı Timur A.'ın payından düşülmek suretiyle davacıya verilerek davanın paya ( hisseye ) dönüştürülmek suretiyle kabulü gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde davanın reddine dair verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 4.2.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy