(4721 S. K. m. 28/1) (743 S. K. m. 27/1) (7201 S. K. m. 21)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.6.2000 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.9.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, meraya elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davalının meraya tecavüzde bulunduğu iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine, davalının Çimeli Köyünde 230 parsel numarası ile sınırlandırılan meraya tecavüzünün belirlenmesi için Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/56 D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırmış; tespit dosyasındaki 25.8.2000 tarihli bilirkişi raporu ve krokisine göre 229 sayılı parselin ifrazından oluşan 383 sayılı parselin 9945 Metrekare kesimine tecavüzde bulunulduğu belirlenmiştir.
Tespite ilişkin bilirkişi raporları davalıya tebliğe çıkarılmış ise de tebliğ mazbatasına "alıcının öldüğüne" dair şerh verilerek iade edilmiştir. Davacı hazinenin 2000/56 D.İş sayılı dosya üzerinden yaptırdığı tespite istinaden meraya vaki elatmanın önlenmesi için açtığı bu davada ise dava dilekçesinin davalıya 7201 Sayılı Tebligat Kanunun 21. maddesine göre tebliğ edilmek suretiyle davanın esasına girilerek sonuçlandırıldığı görülmüştür.
Tespit dosyası içerisindeki tebligat evrakına verilen şerhe göre dava açıldığı tarihte davalının ölü olduğu anlaşılmaktadır. Gerçek kişilerin kişiliği ve Medeni hakları kullanma ehliyeti Medeni Kanunun 27/1. maddesi uyarınca ölümle sona ereceğinden ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. 4.5.1978 tarih 4/5 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca da ölen bir kimse hakkında açılan davaya bakılmasına, davacı tarafın isteği üzerine mirasçıların duruşmaya davalı olarak çağrılmasına yahut ıslah yoluyla kendilerinin davalı sayılmalarına mevzuatımız yer vermemiştir. Bu nedenle davalının ölü olup olmadığı nüfus kayıtları getirtilerek kesin olarak tespit edilmeli, mirasçıları hakkında ayrı bir dava açılmalıdır. Temel kural budur. Hak aramak durumunda bulunan davacının, davasını açarken davalı olarak gösterdiği kişinin hayatta olup olmadığını özenle saptaması gerekir. Mahkemece, belirtilen hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 28.2.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy