(743 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 213) (1512 S. K. m. 89)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.4.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 6.4.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Fatma Kızılaslan tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılar ile ortak murisi Ali Doydu adına kayıtlı iken ölümü ile mirasçılarına intikal eden dava konusu 213 parsel sayılı taşınmazın, 1967 yılında yapılan yazılı taksim sözleşmesi gereğince kardeşler arasında paylaşıldığını, payların zeminde kroki ile belirlendiğini, davalı M.Ali Doydu'nun, payını dava dışı İbrahim Kutlu'ya haricen sattığını, kendisinin de bu payı İbrahim'den haricen 1969 yılında satın alarak 30 yıldır kullanmakta olduğu halde davalı M.Ali'nin muvazaalı olarak payını tapuda diğer davalı Fatma'ya sattığını belirterek, Fatma adına kayıtlı 1/4 payın iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazın 30 yıldır davacı tarafından kullanıldığı ve tapuda yapılan satışın muvazaalı olduğu gerekçesi ile davalı adına kayıtlı 1/4 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Fatma Kızılaslan tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlıdır. Tapulu taşınmazların mülkiyetinin ne şekilde geçeceği davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 634, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Noterlik Kanunu'nun 89. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre resmi şekilde düzenlenmiş bir sözleşme olmadıkça mülkiyet nakli istenemez.
Somut olayda; davacı iptalini istediği payı, mirasçı olmayan İbrahim Kutlu'dan haricen satın aldığını belirtmiş olup, davacının bayii İbrahim ile davacı adına düzenlenmiş ve mülkiyetin nakli sonucunu doğuracak nitelikte bir belge sunulmadığı halde tescil isteğinin kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine 11.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy