(743 S. K. m. 664, 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.7.2000 gününde verilen dilekçe ile mecra irtifakı kurulması, elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine davalı tarafından da 24.7.2000 tarihinde açılan karşı dava ile elatmanın önlenmesi talep edilmiş olmakla yapılan duruşma sonunda; mecra irtifakı kurulmasına, elatmanın önlenmesi istemlerinin reddine dair verilen 18.4.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı (K.Davacı) Melahat Demirci tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 1404 parsel sayılı taşınmazı için davalıya ait 1399 parsel sayılı taşınmazdan suyolu verilmesini istemiş, ayrıca, davalının 1388 ile 1400 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki yola elatmasının da önlenmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının açtığı davaların reddini savunmuş, ayrıca açtığı karşı dava ile de, davacıya ait 1400 parsel sayılı taşınmaz içindeki ceviz ağaçlarının dallarının 1399 parsel sayılı taşınmazındaki ağaçlara zarar verdiğini,1400 ile 1399 parseller arasındaki dut ağacı dallarını da kestiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, suyolu geçit istemi kabul edilmiş, tarafların diğer davalarının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı (karşı davacı) temyiz etmiştir.
Dava, mecra irtifakı kurulması, karşı dava ise komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Talepleri ayrı ayrı incelemek gerekmektedir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 668 inci maddesi uyarınca, Gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak şartıyla mülkünün altından veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle aşağıdaki hususlar üzerinde durmak gerekmektedir. Şöyle ki;
1- Öncelikle davacının suyolu ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
2- İrtifak hakları taşınmazla leh ve aleyhine kurulduğundan, leh ve aleyhine irtifak kurulacak taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almaları sağlanmalıdır.
3- İrtifak hakkının kurulabilmesi için öncelikle, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden bu hak kurulmalıdır.
4- Mecra irtifakının bağlanacağı suyolu ya da kaynağı ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlanmalıdır.
5- Suyolunun niteliği suyun nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
6- İrtifak hakkın bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir.
Somut olayda, davacının su ihtiyacı sabittir. Ancak mecra irtifakı kurulan su arkının paftasında olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taşınmazını sulayabilmesi için davalı taşınmazı sınırında bulunan ve niteliği anlaşılamayan arka bağlantı kurulması anılan maddenin amaçladığı nitelikte bir irtifak hakkı olarak kabul edilemez. Bu nedenle, paftada işaretli olmayan arktan mecra irtifakı kurulması bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de, mecra irtifakı bedelinin hükümden önce depo ettirilmemesi ayrıca doğru görülmemiştir.
Karşılık davacının komşuluk hukukuna dayanarak açtığı elatmanın önlenmesi davasına gelince, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırma da hüküm kurmaya yeterli bulunmamıştır. Şöyle ki;
Medeni Kanunun 664. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren ağaç dal ve köklerinin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Mülk sahibi bu hakkını kendisi kullanabileceği gibi bu zararın mahkeme aracılığıyla da giderilmesini isteyebilir. Burada esaslı unsur, zarar görmedir.
Somut olayda, karşılık davacının taşınmazına davalıya ait ağaçların dallarının geçtiği, ancak; önemli bir zararın bulunmadığı saptanmıştır. Bu saptamanın yer aldığı bilirkişi raporu gerekçesiz olup, karar vermeye yeterli nitelikte bulunmamıştır. Mahkemece, yeniden keşif yapılarak, komşuluk hukuku ilkeleri uyarınca katlanma külfetini aşan boyutta bir zarar olup olmadığı saptandıktan sonra karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 21.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy