(743 S. K. m. 668)
Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 3.5.2001 gününde verilen dilekçe ile mecra irtifakı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın Mustafa Biçer yönünden kabulüne dair verilen 13.3.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve dahili davalı Mustafa Biçer tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, maliki bulunduğu 267 parsel sayılı taşınmaz yararına 268 parsel sayılı taşınmazdan mecra hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Yargılama aşamasında, 269 parsel sayılı taşınmaz maliki Mustafa Biçer davaya dahil edilmiş ve Mustafa Biçer de davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı taşınmazı yararına, Mustafa Biçer'e ait 269 parsel sayılı taşınmaz üzerinden mecra hakkı kurulmuştur.
Hükmü, davacı ve dahili davalı temyiz etmiştir.
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte olan Medeni Kanunun 668 inci maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca 'Gayrımenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak şartıyla mülkünün altından veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur....'
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle aşağıdaki hususlar üzerinde durmak gerekmektedir. Şöyle ki;
1- Öncelikle, davacının suyolu ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
2- İrtifak hakları taşınmazın leh ve aleyhine kurulduğundan, leh ve aleyhine irtifak kurulacak taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almaları sağlanmalıdır.
3- İrtifak hakkının kurulabilmesi için öncelikle, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden bu hak kurulmalıdır.
4- Mecra irtifakının bağlanacağı suyolu ya da kaynağı ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlanmalıdır. Bağlanacak kaynak ya da suyolu genel nitelikte herkesin kullanımına açık olması, kadastral parseller içinde kalan yerlerin ayrıca paftasında işaretli bulunması gerekmektedir.
5- Su yolunun niteliği suyun nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
6- İrtifak hakkın bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir.
7- Davanın niteliği gereği de yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Genel ilke açıklandıktan sonra, temyiz edenlerin sıfatına göre yerel mahkeme kararı incelendiğinde; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda dahili davalı kurumunun bulunmadığı, ancak; usul ekonomisi ilkesi gereği harç verilerek davaya dahil edilmenin mümkün olduğu gözetilmeden, usulünce davalı sıfatı kazanmayan kişi aleyhine yargılamaya devamla hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine 21.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy