(818 S. K. m. 162)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.4.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.3.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Temel A. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 11.4.2001 tarihli dilekçesi ile davalı arsa sahibi ve yüklenici arasında 25.8.1997 tarihli inşaat sözleşmesi gereğince 22 sayılı parselde inşa edilen birinci kat 2 numaralı daireyi davalı arsa sahibi Temel A.'ın noterden vermiş olduğu muvafakatnamelere istinaden davalı yüklenici Duran K.'dan 26.2.1998 ve 2.2.1999 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile satın ve teslim aldığını ve inşaatın bitirildiğini beyanla tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı yüklenici duruşmaya gelmemiştir. Diğer davalı arsa sahibi Temel A. vekili yüklenicinin inşaat sözleşmesi gereğince edimini yerine getirmediğini, inşaatı yarım bıraktığını, 1999/97 sayılı tespit dosyası ile bu durumu tespit ettirdiği gibi belirtmiş olduğu dosyalarda yüklenici aleyhine dava açtığını, bu nedenle yüklenici tarafından davacıya yapılan satış vaadine vermiş olduğu muvafakatlerin inşaat sözleşmesinin noksansız olarak yerine getirilmesi halinde hüküm doğurabileceği nedenleri ile davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, keşfen yapılan incelemeye göre yüklenicinin arsa sahibine ait bağımsız bölümlerde %42 oranında noksan iş bıraktığı, bunun yapım bedelinin dava tarihine göre 25.776.070.000 TL olarak hesaplandığı ancak, dava konusu dairenin davacıya satışı konusunda davalı arsa sahibinin 26.2.1998 ve 2.2.1999 tarihli noterden muvafakatname verdiği, bu muvafakatnamelere istinaden yüklenici tarafından aynı gün noterden davacıya satış vaadi sözleşmelerinin yapıldığı ve davacının halen oturduğu ve satın aldığı dairenin tadilat projesine göre birinci kat 3 numaralı bölüme tekabül ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı arsa sahibi vekili kararı temyiz etmiştir.
Dava, arsa sahibi ile yüklenici arasında noterde düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılan bağımsız bölümün yükleniciden satın alımına dayalı tescil isteğine ilişkindir. Arsa sahibi ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğinde ve sözleşme koşulları yerine getirildiğinde yüklenici kişisel hak kazanır ve bu kişisel hakkına dayanarak arsa sahibinden sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bağımsız bölümün adına nakledilmesini isteyebilir veya Borçlar Kanunun 162. maddesi gereğince yazılı olmak koşulu ile söz konusu kişisel hakkını üçüncü kişiye temlik edebilir. Bu durumda yüklenicinin veya onun halefi olan üçüncü kişinin tescil isteyebilmesi için yüklenicinin inşaat sözleşmesinden doğan tüm edimini yerine getirmesi gerekir. Ancak yüklenicinin herhangi bir sebeple inşaata devam edememesi halinde yükleniciden daire alanların sözleşmeye uygun olarak inşaata devam etmelerine arsa sahibi bazen yazılı olarak muvafakat ettiği gibi bazen de hiç ses çıkartmayarak zımmen muvafakat etmiş olabilir. Bu gibi hallerde inşaatın sözleşmeye uygun olarak yapılmış olması veya kalan eksikliklerin tahammülü mümkün boyutta bulunması halinde noksan işlerin parasal değerinin arsa sahiplerine ödenmesi koşulu ile tescil yoluna gidilebilir.
Yukarıda açıklanan bu kurala göre dosyanın incelenmesinde 8.12.2001 tarihli keşif raporu ve mahkeme kararında da kabul edildiği üzere davacıya nizalı daireyi satan yüklenicinin davalı arsa sahibine ait bağımsız bölümlerde % 42 oranında inşaatı noksan bıraktığı, bu suretle inşaat sözleşmesinden doğan edimini yerine getirmediği, nedeni ile yüklenicinin halefi olan davacının Borçlar Kanunun 162. maddesi gereğince temlik aldığı şahsi hakkını bu safhada arsa sahibine karşı henüz ileri sürme imkanı bulunmadığı gibi davacının dayandığı noter sözleşmelerinin müstenidi olan ve davalı arsa sahibi tarafından verilen 26.2.1998 ve 2.2.1999 tarihli nizalı dairenin yüklenici tarafından davacıya satışına rıza gösteren muvafakatnameler inşaat sözleşmesi gereğince yüklenicinin kendisine bırakılan bağımsız bölümü taahhüt muamelesi ile satarak elde ettiği gelir ile yüklenicinin inşaatı tamamlayabilmesi amacına yöneliktir. Bu nedenle yüklenici edimini yerine getirmeden bağımsız bölümün davacıya tasarruf muamelesi ile tapusunu nakletme imkanı veremez. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde kabule dair hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenler ile davalı arsa sahibi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 25.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy