(743 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.7.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit ve mecra hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.5.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, evvelce bir bütün iken ifraz ve taksim sonucu ayrılan ve kadastro çalışmaları sırasında da 271 ve 277 parsel numarası olan taşınmazlar arasındaki çeşme yolu olarak kullandıkları eski patika yolun davalılara ait 271 parsel içerisinde bırakıldığını ileri sürerek, buradan geçit hakkı kurulması ve ayrıca atık sularının akıtılması için de sınırda kanal döşenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, batısında yol bulunan davacı taşınmazı açısından, geçit hakkı isteğinin reddini ve sağlığa aykırı bir şekilde atık sularını kendi taşınmazlarına akıtan davacı ile aralarındaki çekişmenin ise, atık suların mahkemenin belirleyeceği bir yerden kanal döşenerek geçirilmesi suretiyle mağduriyetlerinin önlenerek, çözülmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece; davacı taşınmazının genel yola bağlantısı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve özellikle de davacı taşınmazının genel yola cephesinin bulunması nedeniyle geçit hakkı isteminin reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir. Ancak;
Davacının atık suların akıtılması için davalı taşınmazının sınırına kanal döşeme talebi hakkında bir karar verilmemiştir.
Davacının geçit hakkıyla birlikte kademeli olarak talep ettiği istemi dava tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 668. maddesi uyarınca mecra hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Bu madde gereğince Gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak şartıyla mülkünün altından veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur...
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle aşağıdaki hususlar üzerinde durmak gerekmektedir. Şöyle ki;
1- Öncelikle davacının suyolu ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
2- İrtifak hakları taşınmazların leh ve aleyhine kurulduğundan, aleyhine irtifak kurulacak taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almaları sağlanmalıdır.
3- İrtifak hakkının kurulabilmesi için öncelikle, çevre taşınmazların tamamının üzerine irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden bu hak kurulmalıdır.
4- Mecra irtifakının bağlanacağı suyolu ya da kaynağı ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlanmalıdır.
5- Suyolunun niteliği, suyun nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
6- İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir.
Eldeki davada aleyhinde mecra kurulacak taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almaları sağlandıktan sonra, yukarıda yazılı yönlerden araştırma yapılarak hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy