(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.1.1998 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.5.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kadim meraya elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı köy vekili, dava konusu yerde davacı köyün hiçbir hakkının bulunmadığını, 1972 yılında tapulama sınırlarının kesinleştiğini, dava konusu yerin köyleri yararına köy yerleşim alanı olarak tahsisine ilişkin işlemlerin geciktirilmesi amacı ile eldeki davanın açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; köy yerleşme alanının tespit, tescil ve satış işlemlerinin Valilik, Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ve Kaymakamlık tarafından yapıldığı, davada yer almayan idarenin yaptığı işlemlerden dolayı davalıya husumet yönetilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
Davada, köy gelişme ve yerleşme alanı tespitine ilişkin idari işlemin iptali istenmemiştir. Davacı köy, dava dilekçesinde dava konusu yerin köy boşluğu olduğunu, yargılama sırasında da köyün merası olduğunu ileri sürerek davalının haksız müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf dava konusu taşınmazdan yararlanma hakkının davacı köye ait olduğunu, kendilerinin bu yararlanma hakkına bir müdahalelerinin bulunmadığını savunmamış; aksine davacı köyün hiçbir hakkının bulunmadığını belirterek davaya karşı koymuştur. Bu karşı koyma başlı başına müdahale ve haksız çekişmenin kanıtıdır. Bu itibarla; davalının davalılık sıfatı mevcuttur.
Mahkemece, işin esasına girilerek dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olup, olmadığı ve kadim yararlanma hakkının hangi köye ait olduğu incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalı köye husumet yöneltilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına 14.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy