(1086 S. K. m. 293)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.7.1997 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 25.4.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 19.11.2002 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosya kapsamına, yapılan yargılamaya, toplanan kanıtlara, taşınmazın davacının parası ile alındığı kanıtlansa bile bunun taşınmaz üzerinde ayni bir hak doğurmayacak olmasına ve kaydın iptalini gerektirmemesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Ancak; davacının talebi terditlidir. Tapu iptali ve tescil isteğinin kabul edilmemesi halinde alacak istenmektedir. Hukuk sistemimizde terditli talepte bulunmanın mümkün olduğu öğretide ve yargısal uygulamada kabul görmektedir. Nitekim mahkeme de, bunu mümkün kabul etmiş fakat alacağa yönelik ikinci kademe isteği gereği gibi incelemeden, nedenlerini karar gerekçesinde tartışıp irdelemeden reddetmiştir.
Yukarıda işaret edildiği gibi taşınmazın alımına davacının katkıda bulunması davacı eş için taşınmaz üzerinde ayni bir hak doğurmaz ise de; davacının katkısının kanıtlanması halinde alacak isteğinin kabulü mümkündür.
HUMK. nun 293/1. maddesi uyarınca, karı kocanın evlilik sırasında yaptıkları hukuki işlemler miktar veya değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebilir. Boşanmış olmaları da tanıkla ispat hakkını ortadan kaldırmaz.
Dinlenen davacı tanıkları davacı iddialarını doğruladığı gibi davalı tanıklarından Mehmet Karakurt dahi; ikisinin birlikte para verip dava konusu dükkanı aldıklarını bildirmektedir. Şu hali ile davacının taşınmazın alımına ekonomik olarak katkıda bulunduğu bellidir. Dolayısıyla katkısı oranında alacak talep etmeye hakkı vardır. Mahkemece yapılacak iş; tanık beyanlarına, tarafların taşınmaz alımından önceki sosyal ve ekonomik durumlarına, gelir miktarlarına göre taşınmaz alımındaki katkı oranlarını belirlemek gerekirse bu hususta bilirkişiden rapor almak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Bu hususlar nazara alınmadan davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının iadesine, 19.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy