(743 S. K. m. 790, 796, 798) (4721 S. K. m. 875, 881, 883) (1086 S. K. m. 440)
Dava: Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 2.5.2002 gün ve 2002/2785-3415 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 848 parsel sayılı taşınmazdaki adına kayıtlı 5 numaralı bağımsız bölüm üzerine, vekaletten azlettiği İsmail Güven tarafından davalı banka yararına ipotek konulduğunu ileri sürerek, vekalet görevi sona eren kişinin usulsüz koydurduğu ipoteğin fekkini istemiştir.
Davalı, ipoteğin davacı tarafından alınan kredinin teminatı olarak konulduğunu savunmuştur.
Mahkemece, ipoteğin, davacı tarafından alınan kredinin teminatı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının temyizi üzerine yerel mahkeme kararı onanmış, bu kez davacı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dava, ipoteğin fekki isteğine ilişkindir. Taşınmaz üzerine konulan ipotekler kanuni ipotek hakları dışında tescil ile hüküm doğurur. Tescili talep etmeye taşınmaz maliki yetkilidir. Bu bir tasarruf işlemi olduğu için, malikin tasarruf yetkisinin bulunması gerekir. Malik bu hakkı kendisi kullanabileceği gibi, yetkili temsilcisi aracılığı ile de kullanabilir. Terkin hakkı ise rehin hakkı sahibine aittir. Ancak, taşınmaz maliki, ipoteğin, irade sakatlığı, usulünce tescil edilmediği gerekçeleriyle dava yoluyla ipoteğin terkinini isteyebilir.
Somut olayda, 16.4.1997 tarihinde davalı bankadan aldığı kredi nedeniyle kredi sözleşmesi düzenlemiştir. Bu sözleşmenin 20. maddesinde de ipoteğe ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Aynı gün, sözleşmeyi kefil olarak imzalayan İsmail Güven, Banka vekili ile tapuya giderek davacı adına 3.1.1997 tarihli vekaletnameye dayanarak düzenlediği resmi senet ile davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine ipotek koydurmuştur. Ancak, davacı 3.1.1997 tarihli ve 219 yevmiye numaralı vekaletten vekili 25.2.1997 tarihinde azletmiş ve bunu da resmi yolla 28.2.1997 tarihinde tapu sicil müdürlüğüne bildirmiştir.
Yukarıda da açıklandığı gibi, ipotek, kredi sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmede ipoteğe ilişkin hükümlerin kabul edilmesi ile değil, tapu sicil müdürlüğünde, taşınmaz malikinin tescile muvafakat beyanını açıklaması ile tapu kaydına konulmuş olur. Davacı tapuda işlem yapmamış, onun adına hareket eden İsmail Güven vekaletten azledildiği ve bu azilde tapu sicil müdürlüğüne bildirildiği halde, dava konusu taşınmaz üzerine ipotek konulması için muvafakat beyanında bulunmuştur. Bu nedenle, mahkemece, tapu maliki adına hareket etme yetkisi olmayan kişinin tesis ettiği ipoteğin fekkine karar vermek gerekirken, davanın reddi doğru görülmediğinden, karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 2.5.2002 tarihli ve 2002/2785-3415 sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde iadesine 29.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy