(743 S. K. m. 671) (4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 16.8.2000 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.7.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Nurettin Sakine ve Dursun Kaş tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 25 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 23 ve 33 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait 25 parsel sayılı taşınmaz yararına 13, 23 ve 24 parsel numaralı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına, 33 parsel sayılı taşınmaz maliki olan Hazine aleyhine açılan davanın reddine dair verilen karar, davalı Nurettin'in temyizi üzerine Dairemizin 27.11.2001 tarih, 2001/8416 Esas 2001/9868 Karar sayılı ilamı ile; taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanmadığı gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda da geçidin, önceki kararda belirtilen taşınmazlar üzerinden kurulmasına karar verilmiş, hüküm davalılar Nurettin, Sakine ve Dursun Kaş tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 671 inci maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı bulunmayan (geçit yoksunluğu- mutlak geçit ihtiyacı), yolu bulunmasına rağmen bu yol ihtiyacını karşılamayan (geçit yetersizliği-nispi geçit ihtiyacı) taşınmaz maliki açabilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, anılan madde gerekçesinin son fıkrası ve yine Medeni Kanunun 693/3 maddesi uyarınca yararına geçit istenen taşınmazın paylı mülkiyete konu olması halinde, paydaşlardan bir ya da bir kaçı dava açabilir.
Mahkemece, geçit saptanırken taraf yararlarının gözetilmesi gerekeceği ilkesi de davanın bir diğer belirleyici unsurudur. Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan almaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de gözetilmelidir. Bu nedenlerle de tapuda tarla niteliği ile kayıtlı bir taşınmaz için 2,5-3 metre genişliğindeki bir yolun yeterli olacağı kabul edilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmeli, böylece geçit hakkı sahibinin bu bedeli kendi yararına kullanarak, yıllar sonra ödemesi önlenmelidir. Aksinin kabulü, maddenin amacıyla da çelişir.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda;
Davacıya ait 25 parsel sayılı taşınmazın geçit ihtiyacının bulunduğu açıktır. Ancak, mahkemece aleyhine geçit kurulan taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alıp almadığının belirlenmesi yönünden 13 numaralı parsele ait tapu kaydının getirtilmemesi, hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde 24 parsel sayılı taşınmaz aleyhine ve 23 parsel sayılı taşınmazda malik olmayan davalı Nurettin Kaş hakkında hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; geçit bedelinin yukarıda açıklanan nedenlerle hükümden önce mahkeme veznesine veya herhangi bir tevdi makamına depo ettirilmemiş olması ve davanın niteliği gereğince yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine 12.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy