(4721 S. K. m. 785) (743 S. K. m. 709)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.6.2000 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.6.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, maliki olduğu 220 parsel sayılı taşınmaz aleyhine ve 448 parsel sayılı (ifraz ile 525, 651, 1442, 1443, 1444, 1445 ve 1446 parseller olmuştur) taşınmaz lehine tesis edilmiş olan geçit hakkının sonradan açılan yollar ile imar durumu ile temin eylediği menfaati kaybettiğini ileri sürerek bu geçit hakkının kaldırılmasını istemiştir.
Bir kısım davalılar ve vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü bir kısım davalılar vekili temyize getirmiştir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden Medeni Kanunun 709. maddesinin 1.fıkrası hükmüne göre, "irtifak hakkı, temin eylediği menfaatleri büsbütün kaybetmiş ise, kendisine külfet tahmil edilen gayrimenkulün sahibi bu hakkın terkinini isteyebilir".
Görülüyor ki irtifak hakkının kurulmasında öngörülen menfaatin zamanla ortadan kalkmış olması halinde kendisine külfet yüklenen taşınmazın sahibi, irtifak hakkının terkinini isteyebilecektir. Bir başka anlatımla irtifak hakkı, zamanın akışı içinde hak sahibi için kesin ve sürekli bir biçimde faydasını yitirmiş ve böylece hakkın kuruluş amacı da ortadan kalkmış ise, terkini istenebilir. O halde, irtifak hakkının kuruluşundaki menfaat devam ettiği sürece bu hakkın korunması zorunludur.
Somut olayda, lehine geçit hakkı bulunan davalılara ait parsellerin yanından genel yol geçirilmesi imar planında öngörülmüş ise de; T... Belediyesinin 23.2.2001 tarihli cevabi yazısına göre, davalı parsellerin cephe aldığı imar yolunun, dava dışı 258 ve 259 sayılı parseller ifrazlı olmadığından yol terkinin yapılmadığı ve zeminde yolun açılmadığının belirtildiği, böylece davanın açıldığı tarihte henüz imar planının uygulanması hususunda belediyece bir karar alınmadığı anlaşılmaktadır. Genel yol, yetkili kamu idareleri tarafından umumun kullanılmasına tahsis edilen ve herkesin yararlanmaya hakkı olduğu yollardır. Ancak, kamuya ait bir mal bu niteliğini yetkili idari makamın yapacağı özel bir tahsis kararı sonunda kazanır. Böyle bir tahsis kararı mevcut bulunmadığı halde, bazı kimselerce kurulan fiili yol ilişkisi her türlü hukuki himayeden yoksun olması sebebiyle mevcut geçit hakkını sona erdiren bir neden olmayacağı gibi, bir yerden gelip geçilmekte olması, o yere genel yol vasfını da kazandırmaz. Gerçekten her zaman değiştirilmesi mümkün bulunan imar planı belediyece uygulanmak suretiyle davalılara ait taşınmazlar (fiilen ve hukuken) kesin olarak genel yola kavuşmuş olmadıkça, henüz plan üzerinde mevcut olan bir yoldan eylemli bir şekilde geçilmekte olması, geçit hakkının kuruluş amacının ortadan kalktığını gösteren haklı bir neden olarak kabul edilemez.
Dosyadaki bölgelere göre, nizalı yerler imar planı kapsamında olmakla birlikte, bu plan hakkında uygulama çalışmalarının başlamadığı, bu durumda da imar planındaki yolların açılmadığı ve irtifak hakkının kaldırılmasını gerektirecek yeni bir durum da doğmadığının anlaşılmasına göre, davanın reddine karar vermek gerekirken, aksine görüş ve düşünceler ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 1.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy