(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacı, 963 ve 413 sayılı parsellerin maliki olduğunu, komşu 960 sayılı parsel maliki davalının taşınmazına diktiği kavak ağaçlarının gölge ve kökleri ile tarlasındaki ürünlere zarar verdiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve ağaçların kal ini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiş, mahkeme davalının davacıya ait 413 ve 963 sayılı parsellere komşu 960 parseldeki kavaklarını 2 - 2,5 metre mesafe bırakarak seyreltmesi yoluyla müdahalesinin menine şeklinde davanın kabulüne karar vermiştir.
Davacı, ağaçların kökünden kesilmesi suretiyle müdahalenin menine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmü temyize getirmiştir.
Karar: Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
Davalının diktiği kavak ağaçlarının dal ve yapraklarının davacı taşınmazına geçerek gölge yaptığı ve böylece zarar verdiği keşifte bilgisine başvurulan uzman bilirkişinin raporu ile anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda davalıya ait kavak ağaçlarının seyreltilmeleri, yani, sıra aralarının 2 - 2,5 metreye çıkartılması ve her yıl düzenli olarak budanmaları suretiyle bu zararın önlenebileceği belirtilmiş, mahkemece de bilirkişinin bu görüşü uygun bulunarak hüküm kurulmuştur. Bu şekli ile karar, komşular arasında yarar dengesi kurulmasına ilişkin ilkeye uygundur.
Ne var ki hükmün infaza uygun ve elverişli olduğundan söz etmek mümkün değildir. HUMK. nun 388 ve 389. maddeleri gereğince mahkeme kararının hüküm kısmında, talep sonuçlarından her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve hakların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve infaz edilebilir şekilde gösterilmesi gerekir. O halde, yalnızca zarara sebebiyet veren ağaçlar saptanarak, teknik bilirkişiden yerlerini ve sayılarını gösterir biçimde infaza elverişli kroki alınıp, buna göre sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi infaza uygun ve elverişli olmayan hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 8.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy