(4342 S. K. m. 14) (Mera Yönetmeliği m. 8)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.1.2001 gününde verilen dilekçe ile tespitin iptali ve maden sahası olarak tescil edilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.7.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı şirket vekili, maden sahası olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Dairesinde kayıtlı sahanın arama ruhsatı ile arama ve işletmesinin ait bulunduğu dava dışı Hüseyin Gülkanat'ın bu hakkını davacı şirkete devrettiğini, maden dairesinde ruhsat devrine ilişkin işlemlerin devam ettiğini, ancak nizalı maden sahasının bulunduğu yerin Tecer Köyü Kadastro çalışmaları sırasında 116 ada 16 parsel numarası altında mera olarak sınırlandırıldığını belirterek, nizalı maden sahasının kapsadığı alanın ruhsatta belirlenen koordinatlar ve krokisi esas alınarak tespitini ve bu yere ilişkin mera tespit ve tescilinin iptali ile yeni bir parsel numarası altında maden sahası olarak sınırlandırılmasını ve tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş hükmü davalı Hazine temsilcisi temyiz etmiştir.
Nizalı maden sahasının da içerisinde bulunduğu 116 ada 16 parsel sayılı taşınmazın niteliğinin mera olduğu ve mera olarak sınırlandırıldığı konusunda bir uyuşmazlık yoktur. 4342 Sayılı Mera Kanunun 14. maddesine; Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılmaz. Ancak bu kanuna veya daha önceki kanunlara göre, mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 Sayılı Maden Kanunu ve 6236 Sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre, maden ve petrol arama ile arama sonunda verimliliği kesinlikle saptanan maden ve petrol ön işletme, işletme faaliyeti için zaruri olan yerler, ilgili Bakanlığın, Bakanlığa talebi Maliye Bakanlığı ve Valiliğin uygun görüşü üzerine Bakanlıkça tahsis amacı değiştirilebilir ve söz konusu yerlerin Hazine adına tescili yapılır hükmü getirilmiştir. Öte yandan Mera Yönetmeliğinin, Tahsis amacının değiştirilmesi başlıklı 8. maddesinde de mera, yaylak ve kışlaklar ile umuma ait çayır ve otlakların tahsis amacının değiştirilmesi yönetimi açıklanmış, 8/c maddesinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine; 3213 Sayılı Maden Kanunu ve 6236 Sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre maden ve petrol arama ile arama sonunda verimliliği kesinlikle saptanan maden ve petrol, ön işletme, işletme faaliyeti için zaruri olan alanların tahsis amacının değiştirilmesine ilişkin izlenmesi gereken prosedür izah edilmiştir.
Açıklanan bu hükümlere göre, böyle bir talepte bulunma hakkı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına aittir. Bu işlemler gerçekleşmeden davacının böyle bir davayı açma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) bulunmadığı halde, davanın reddine karar vermek gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy