(4721 S. K. m. 851, 856, 881)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 2.9.2002 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.11.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek, borçluya ait bir taşınmaz üzerinde kurulabileceği gibi üçüncü kişiye ait bir taşınmaz üzerinde de kurulabilir.
İpoteğin kurulabilmesi için, öncelikle rehin edilecek (ipotek edilecek) gayrimenkulün maliki ile alacaklı arasında bir anlaşma (rehin sözleşmesi) yapılmış olması ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 856.maddesi uyarınca hukuki sonuç doğurabilmesi için de tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Medeni Kanunun 881/1 maddesi uyarınca, bir alacağa teminat olmak üzere kurulan gayrimenkul rehininin mutlaka mevcut bir alacak için kurulması şart olmayıp, ileride doğabilecek veya doğma olasılığı olan herhangi bir alacağın temini içinde kurulabilir. Ancak Medeni Kanunun 851.maddesi uyarınca alacağın miktarının belli olmaması halinde alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir. Bu durumda kurulan ipotekten ipotek borçlusu sözleşmedeki miktar ile sorumludur. Sözleşmedeki miktarın yatırıldığının kanıtlanması halinde ya da ödenmemiş ise depo ettirilmesi koşuluyla ipoteğin kaldırılmasına karar verilir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında:
Somut olayda, davacı kooperatif vekili dava konusu taşınmazın ihale ile Varsak Belediyesinden satın alındığını, satın almadan önce, davalı lehine konulmuş 89 milyon TL. lık ipoteğin kabulü ile satın alma işleminin yapıldığını, davalıya başvurarak ipotek bedelini ödemeye hazır olduklarını belirtip, ipoteğin kaldırılmasını talep ettiklerini, davalının ipotek bedelinin ödendiğini, ancak Varsa Belediyesi ile yapılan protokol hükümleri yerine getirilmediğinden ipoteğin kaldırılmayacağını bildirdiğini belirterek, söz konusu ipotek şerhinin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davanın dayanağı olan ipotek akit tablosunda, davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Varsak Belediyesi arasında düzenlenmiş protokole atıfta bulunulmadığı görülmüştür. O halde, söz konusu ipoteğin davalının kişisel alacağını teminat altına almak amacı ile konulmuş bu ipotek olduğunun kabulü gerekir. Şu duruma göre, ipotek bedelinin ödenip ödenmediği üzerinde durularak, varsa buna ilişkin belge ve kayıtların getirilmesi ve oluşacak duruma göre sonuca gitmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 01.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy