(743 S. K. m. 618)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.5.2002 tarihinde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal, ecrimisil ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi ve kal isteminin kabulüne dair verilen 15.11.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı ve katılan Hasan Kurşun vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalı Abdullah Kurşun'un temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davaya, davalı yanında cevap dilekçesi ile katılan Hasan Kurşun'un temyiz itirazlarına gelince;
Taraf, bir davada kendi adına hukuki koruma isteyen dava açan-(davacı) ve kendisine karşı hukuki koruma istenen-dava açılan (davalı)dır (H.Yavuz Alangoya Medeni Usul Hukuk Esasları, 2.Baskısı 113-2001 İst.) Hukuk yargılama usulü iki taraf sistemine dayanır. Ancak, yargılama aşamasında bir kişi taraf olmadığı davada kendi yararı sebebiyle taraflardan birisine yardım amacıyla davaya katılabilir. Bu kişi davada taraf sıfatı kazanmaz, sıfat tarafın maddi hukuk sujesi olup olmaması ile ilgilidir. Feri müdahalede ise maddi hukuk ilişkisinin sujesi olmamakla birlikte, yanında katıldığı kişinin davayı kazanmasında hukuki yararının olması yeterlidir. Amaç yanında katıldığı tarafa yardımcı olmaktır, aleyhine hüküm kurulamaz, neden olmadığı yargılama giderlerinden ise sorumlu tutulması mümkün değildir.
Somut olayda, davacı, davalının taşınmazına duvar örerek elattığını ileri sürmektedir. Taşınmazına davalı tarafından yapılan elatmanın önlenmesi isteminde, elattığı ileri sürülen kişi davalı olarak gösterilmiştir. Davalının aşkın kullandığı taşınmazın sair paydaşı ise davalı yanında yargılamaya katılan Hasan Kurşun'dur. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sujesi olmamakla birlikte, davalı ile adına kayıtlı taşınmazda aşkın kullanım olmadığını savunmaktadır. Bu haliyle, yargılamaya yalnızca feri müdahil olarak katılmış, usulünce davalı sıfatı kazanmamıştır. Ancak, mahkemece, feri müdahilin aleyhine de hüküm kurulmuş yargılama giderlerinden de sorumlu tutulmuştur.
Bu yön doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle,
1- Davalı Abdullah Kurşun'un temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Hasan Kurşun'un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana geri verilmesine, 02.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy