(743 S. K. m. 671) (4721 S. K. m. 693, 747)
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.2.2002 tarihinde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.12.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Sami Özsoy tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, 1402 parsel s. taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ilişkin taşınmaz üzerinde geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılardan Sami Özsoy, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ilişkin taşınmaz yararına 1403 ve 1404 parsel s. taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Sami Özsoy tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu'nun 671 inci maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı bulunmayan (geçit yoksunluğu-mutlak geçit ihtiyacı, yolu bulunmasına rağmen bu yol ihtiyacını karşılamayan (geçit yetersizliği-nispi geçit ihtiyacı) taşınmaz maliki açabilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle evvelki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı, daha sonra ise davanın taşınmazından geçit verilmesinden en az zarar görecek kişiye karşı yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ait davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak; 01.01.2002 gününde yürürlüğe giren 4721 S. Türk Medeni Kanunu'nun 693/3. ve 747. maddenin gerekçesinin son fıkrası uyarınca paylı mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde paydaşlardan her biri tek başına dava açabilir.
Mahkemece, geçit saptanırken taraf yararlarının gözetilmesi gerekeceği ilkesi de davanın bir sair belirleyici unsurudur. Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan almaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de gözetilmelidir.
Saptanan geçit sebebiyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmelidir. Ülkemizdeki yüksek enflasyon nedeniyle, hükümden sonra bedelin ödenmesine olanak sağlamak geçit hakkı sahibinin yıllar sonra bu bedeli ödemesi sonucunu doğurabilir ki buda maddenin amacıyla çelişir.
Ayrıca davanın özelliği gereği, yargılama giderlerinin de davacı üzerinde bırakılması gerekmektedir.
Somut olayda; davacıya ilişkin 75 parsel s. taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığı sabittir. Yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda alternatif araştırması yapılarak uygun güzergah saptanmıştır. Ancak; Çoğu kez geçit için takdir edilen değeri de aşan yargılama giderlerinden, uygun yolun saptanmasında kişisel isteği önemli olmayan davalı sorumlu tutulmaktadır. Yargılama giderinden sorumlu tutulmanın temelinde dava açılmasına sebebiyet verme ve davaya karşı çıkma olgusu yatmaktadır. Ancak geçit hakkının tesisinde görüldüğü gibi davalı yanın iradesi dışında başka etkenler de rol oynamaktadır. Bu sebeple yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekmektedir. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de bu sonuçla örtüşmektedir.
Kurulan geçit hakkının Medeni Yasanın 672. maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Somut olayda, davacı taşınmazının genel yola bağlantısının olmadığı sabittir. Mahkemece geçit güzergahının saptanması için keşif yapılmış sınırda yola cepheli taşınmazlar da incelenmiştir. Ancak yapılan keşif sırasında, yukarda açıklanan biçimde araştırma yapılmamış, hüküm kurulurken de, anılan ilkeler gözetilmemiştir.
Şöyle ki;
1- Yararına geçit kurulan 1402, parsel s. taşınmazın güney sınırında yer alan ve hükümü temyiz eden davalı tarafından davacıya ilişkin olduğu ileri sürülen 1409 parsel s. taşınmazın kaydı incelenerek, bu taşınmazın davacıya ilişkin olduğunun saptanması halinde, bu duruma göre taraf yararları gözetilerek 1409 parselden geçit olanağı değerlendirilmemiştir.
2- Geçit bedelinin, hükümden önce depo ettirilmemiştir.
Bu yönler doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda yazılı sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana geri verilmesine 15.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy