(818 S. K. m. 81, 106, 162)
Dava: Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine 17.5.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.12.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı H.H. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 17.5.2001 tarihli dilekçesi ile davalı yüklenici ile davalı arsa sahibi arasında yapılan 27.2.1998 tarihli noter inşaat sözleşmesine göre yükleniciye bırakılan 3. kat 8 numaralı bağımsız bölümü yükleniciden yazılı sözleşme ile satın alan Z. isimli şahıstan 30.10.1999 tarihli yazılı sözleşme ile devir ve temlik aldığını, bakiye satış bedelini ödemeye hazır olduğunu beyanla tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı yüklenici vekili, davacının sözleşme gereğince bakiye satış bedellerini ödemeyerek temerrüde düştüğünü beyanla davanın esastan reddini savunmuştur.
Davalı arsa sahibi vekili, sözleşmeye taraf olmadıklarını beyanla husumet yönünden davanın reddini savunmuştur.
Davalılar yanında harcını vererek davaya katılan müdahil dava konusu bölümü 2000 yılı son aylarında yükleniciden satın ve teslim alıp kalan kısmı kendisinin ikmal ettiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup davacının tüm edimini yerine getirmediği gibi davacıya teslim şartı da yerine gelmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak bir taşımazın birden çok kişilere satışının vaad edilmesi durumunda geçersiz olmadıkça veya bozulmuş ( münfesih ) duruma gelmedikçe ilk yapılan sözleşme geçerlidir. Yine kural olarak inşaat sözleşmesindeki edimini yerine getiren yüklenicinin kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetlerinin adına nakledilmesini isteyebilir veya Borçlar Kanununun 162 ve onu izleyen maddeleri hükmünce yazılı olmak koşulu ile arsa sahibinin rıza ve muvafakatini almaya gerek görmeden söz konusu kişisel hakkını 3. kişilere temlik edebilir. Temellük edenin de satış bedelini ödeyerek edimini yerine getirmesi sonucu temlik edilen hakkın adına tescilini isteyebilir.
Somut olayda 4.3.2002 tarihinde yapılan keşif sonucu mimar bilirkişinin raporuna göre keşif tarihi ile binanın tamamlanmış olduğu bildirildiğine göre davanın dinlenme olanağı vardır. Bu durumda davacı tarafın edimini sözleşme gereği yerine getirip noksan kalan satış bedelini ödemeyi kabul ettiğini bildirmesine rağmen davalı taraf takrire yanaşmamış, fakat peşin aldığı satış bedelini de davacıya iade etmek suretiyle Borçlar Kanununun 106. maddesi gereğince sözleşmeyi fesih yoluna gitmemiştir. Bu nedenle davacının temellük sözleşmesi geçerli olup, davacının geri kalan satış bedeli borcu tarafların delilleri incelenerek tespit edilmeli, tespit edilen bu bakiye bedelin Borçlar Kanununun 81. maddesi gereğince ödenmesi veya mahkeme veznesine depo edilmesi konusunda davacı tarafa önel verilmesi ve ayrıca dava sırasında idarenin cevabına göre yeni kurulduğu belirtilen dava konusu taşınmaza ait kat irtifakı tapusunun getirtilerek incelenmesi ve bu işlemlerin neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine dair verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 26.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy