(818 S. K. m. 1, 213) (1512 S. K. m. 60, 89)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.5.2000 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.12.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin değer yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı eşine ilişkin 4 parsel s. taşınmazı noterde 28.6.1994 gününde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı, davacı kocası ile aralarında şiddetli geçimsizlik çıktığını, satış vaadi sözleşmesinin tekrar bir araya gelip evlilik birliğini devam ettirmek amacıyla bedelsiz olarak düzenlendiğini ve gerçek bir satış akdi bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, satış vaadi sözleşmesinin karı koca olan tarafların bir araya gelmelerini temin etmek amacıyla düzenlendiği ve gerçek bir satışın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Satış vaadi sözleşmeleri iki tarafı da borç altına sokan sözleşmelerdir. Borçlar Yasanın 1. maddesinin 1. fıkrası iki taraf karşılıklı surette itirazlarını beyan ettikleri takdirde akit tamam olur. Hükmünü içermektedir. Satış vaadi sözleşmeleri Borçlar Kanunu'nun 213/II, Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddelerine göre resmi biçimde yapılacağı belirtilmiştir. Anılan hükümlere göre, bu sözleşmeyi yapanların noter önünde karşılıklı birbirlerine uygun irade beyanlarının birleşmesi, sözleşmede tarafların hak ve borçlarının açıkça belirtilmesi, satışı vaad edilen taşınmazın ve bedelinin gösterilmesi gerekir.
Somut olayda; davacının dayanağı satış vaadi sözleşmesinin 28.6.1994 gününde ilgili kanun hükümlerine uygun olarak düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalı, satış vaadi sözleşmesinin davacı kocası ile tekrar bir araya gelip evlilik birliğini devam ettirmek amacıyla düzenlendiğini ve gerçek anlamda bir satış bulunmadığını savunmuş ise de, noterlikçe res'en düzenlenmiş olan bu nitelikteki bir belge HUMK. nun 295. maddesi uyarınca aksi aynı nitelikte bir başka belge ile ispat edilinceye kadar geçerlidir. Satış vaadi sözleşmesinin aksinin davalı tarafça aynı nitelikteki bir başka belge ile ispat edilemediği gözetilmeden, mahkemece davalı tanıkların beyanlarına itibar edilerek yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 27.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy