(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 7)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 13.6.2002 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 23.1.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, maliki olduğu dairenin bulunduğu 13 parsele komşu 12 parsel numaralı taşınmaz maliki olan davalının, bu parsel içerisinde yaptığı ve altı kiler üstü balkon olarak kullanılan yapının imara aykırı olduğu gibi, apartmanın genel görüntüsünü bozduğunu, rüzgarı kestiğini, balkon olarak kullanılan kısmın kendi bahçe ve balkonuna cepheli olarak yapılmış olması sebebiyle rahatsızlık verdiğini, balkonun üstüne yapılan kaplamadan akan yağmur sularının zarar verdiğini, dilatasyon boşluğundan sızan yağmur sularının zemin kattaki mutfağa zarar verdiğini belirterek söz konusu yapının yıkılması, davalının tarafında kalan sıvasız duvarlara sıva yapılmasına izin verilmesi, dilatasyon boşluğunun harçla doldurulması ve tespit giderlerinin de davalıdan alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı, binanın imara aykırı olmadığını proje ve ruhsat bulunduğunu, davacıya ait binanın taşkın olması sebebiyle elatmanın önlenmesi ve kal isteği ile dava açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı tarafından yapılan ek yapının imar ve projesine uygun olduğu, proje iptal edilmediği sürece yıkımının istenilemeyeceği gerekçesi ile bu yöndeki istemin reddine, Davacıya ait bina duvarının davacı tarafça sıvanmasına izin verilmesine, İki yapı arasındaki dilatasyon boşluğunun su sızmasını önleyecek şekilde davalı tarafça harçla doldurulmasına karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya karşı olan birden fazla istemini aynı davada birleştirilebilir. Bir başka deyişle davalıya karşı olan birden fazla davasını aynı dava dilekçesi ile açabilir. Bu halde objektif dava birleşmesi sözkonusu olup, birlikte açılan dava sayısı kadar dava, istem sonucu ve müddeabih vardır.
Objektif dava birleşmesinin söz konusu olduğu hallerde görevli mahkeme müddeabihin değerleri toplamına göre belirlenir.
Belirtilen nedenle ve HUMK.nun 7. maddesi gereğince görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiğinden, öncelikle dava konusunu oluşturan şeylerin değerlerinin belirlenerek görev hususunun çözümlenmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara geri verilmesine, 30.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy