(3402 S. K. m. 41)
Dava : Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 6.9.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında yüzölçümünün düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.12.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, idare dışında davalı olarak gösterdiği kişilerle ortak murisleri adına kayıtlı 456 parsel sayılı taşınmazın zeminde miktarının 83.450. metrekare olmasına rağmen tapu kaydında 20.000 Metrekare olarak yazıldığını belirterek zemindeki kullanım ve pafta durumuna göre yüzölçümünün düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 41. maddesine göre yapılacak düzeltmelerin Kadastro Müdürlüğünce yapılması gerektiğini mahkemenin görevli olmadığını ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı idare vekili temyize getirmiştir.
Dava konusu 456 parsel sayılı taşınmaz 14.12.1961 tarih 43 numaralı tapu ve 32 tahrir numaralı vergi kaydına dayanılarak dayanak kayıtlardaki miktarlar da esas alınarak 20.000 metrekare olarak davacı ve idare dışındaki davalıların murisleri adına tapuya tescil edilmiştir. Dayanak tapu kaydı 2510 sayılı yasa uyarınca B oğlu E ve karısı H oğulları M ve kızı S ile gelini Z adına 20.000 metrekare olarak tescil edilmiş, davacı ile idare dışındaki davalıların murisleri bu şahıslardan 1961 yılında satın almışlardır. Dayanak tapu kaydında dava konusu taşınmazın sınırları 3 yön itibariyle kayalık, hali arazi gibi Hazine'ye ait taşınmazlarla çevrili olup sabit sınırlı olmadığından tapu kaydındaki miktar esas alınarak 20.000 metrekare olarak yazılmış olup, pafta ve yüzölçümü hanesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı dosyadaki belgelerden ve bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır.
3402 Sayılı Yasanın 41. maddesinde, kadastroları kesinleşmiş taşınmaz mallarda vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hataların Kadastro Müdürlüğünce re'sen düzeltilebileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın yüzölçümü hesabında yapılan bir ölçü, tersimat ya da hesap hatası söz konusu değildir. Tapulama tespitinde dayanak tapu kaydı sınırları ve miktarı dikkate alınarak tespit yapılmış ve bu şekilde de kesinleşmiştir. Paftanın zeminde kullanılan duruma göre düzenlenmiş olması davacıya 3402 Sayılı Yasanın 41. maddesine göre düzeltme isteme hakkı vermeyeceği gibi olayın özelliğine göre de bu kapsamda değerlendirilmesi de mümkün değildir. Genel hükümlere göre açılacak bir dava ile sorunun çözümlenmesi gerektiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalı idare vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 30.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy