(4721 S. K. m. 725, 683)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.06.1999 gününde, birleştirilen davada davalı B K aleyhine 25.6.1998 günlerinde verilen dilekçeler ile temliken tescil, elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 16.09.2002 hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı karşı davalı B-K.vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı B , 10.01.1989 tarihli harici senetle 665 sayılı parselin ilk malikinden satın aldığı yere yapmış olduğu bina nedeniyle, davalı A adına kayıtlı olan 665 sayılı parselden 126 metrekarenin, muhik bir tazminat karşılığı iptali ile adına temliken tescilini istemiştir.
Birleşen davada ise, 665 sayılı parselin kayden maliki olan A elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunmuştur.
Mahkemece; temliken tescil davası, yeni malike karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle red edilmiş, el atmanın önlenmesi ve kal isteminin ise kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, temliken tescil davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine , toplanan delillere, kararın dayandığı yasal gerekçelere göre, temliken tescil davacısı B ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Birleşen el atmanın önlenmesi ve kal istemli dava dosyasının incelenmesinde; mahkemece 23.8.1999 tarih 1998/542 esas, 1999/371 sayılı kararla,el atmanın önlenmesinin kabulüne karar verilirken tecavüzlü binanın yıkımının fahiş zarar doğuracağı gerekçesiyle binanın takdir ve depo edilen bedeli karşılığında, yer sahibine temlikine karar verildiği, el atmanın önlenmesi davalısı B ın temyizi üzerine Yargıtay 1.Hukuk Dairesi'nce, açılmış bulunan temliken tescil davası ile birleştirilmesi gereğinden bahisle bozulduğu ve mahkemece bozma ilamına uyularak verilen birleştirme kararı sonucu yargılamanın eldeki dava dosyası üzerinden yürütüldüğü anlaşılmaktadır.
Usuli müktesep hak müessesesi,Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiş olmamakla beraber, Yargıtay İçtihatları ile kabul edilmiş bir müessesedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Ayrıca Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir ve bozma kararına uyan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar da veremez. Çünkü mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğar. Bu nedenlerle somut olayda; birleşen el atmanın önlenmesi davasında bina bedelinin bina sahibi B a ödenmesine karar verilmiş olmasına rağmen, eldeki davada bu konuda bir karar verilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 01.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy